Seçici

04.04.2014

Geçen hafta Dafnenin öğretmenleri ile ikinci dönemin ilk bire bir toplantısı vardı. İlk dönem daha genel şeyler söylemişlerdi ve ben de fazla kurcalamamıştım, nasılsa zamanla anlarlar çocuğumu diye :)

Bu seferki görüşmede farklı farklı konu başlıklarında ortak kullanılan kelime hep "seçici" oldu. Mesela, yemeklerde seçici diye başladılar konuşmaya. Evet benim kızım her yemeği sevmez. Hatta sevdiği yemekleri de her yerde sevmez. En uç örneği; yoğurdu bile ayırt eder. Mayalanmış yoğurtla market yoğurdunu kastetmiyorum, zaten evimize plastik yoğurt girmez, benim mayaladığım yoğurtla anneannesinin mayaladığını bile ayırt eder. Böyle bir çocuğun okulda herşeyi yemesini beklemiyorum. Öğretmenlerine de "tadına bakması için yönlendirmede bulunun ama lütfen ısrarcı olmayın" dedim. Sabah evde kahvaltı yaptırıp yolladığım için okuldaki kahvaltıda bir şey yemese de sorun değil. Öğle yemeğini ve ikindi kahvaltısını da midesini bastıracak kadar yese yeter bana. Ben okuldan gelince onun gerekli beslenmesini yapıyorum.

Bir diğer konu oyun seçimi oldu. Her aktiviteye her zaman katılmıyormuş. Bilmez miyim :) Sevdiği şeyleri bile o an canı isterse yapar. Bunda hem keyfine düşkün olmasının etkisi var, hem de okulda yaptıkları aktivitelerin çoğunu zaten okula başlamadan önce evde ablasıyla birebir yapmasının.

Oyun seçimi kadar arkadaş seçimi de keyfine kalmış kızımın. Her an her arkadaşıyla oynamıyormuş. Bu liste böyle uzayıp gidiyor. Dediğim gibi tekrar eden tek şey "seçici" oluşu. Öğretmeni zorlanıyormuş anlayacağınız Dafneyle ilgilenirken. Ee ben başta demiştim benim çocuğum kolay değildir diye. İlk görüşmede "biz kızımızı televizyondan uzak, birebir iletişime geçtiğimiz bir şekilde büyüttük. sınıfta sıkılmasından endişeleniyorum" demiştim. "Merak etmeyin Burcu hanım biz her 20 dakikada bir yeni bir aktiviteye geçiyoruz, sıkılmaya fırsatları olmuyor" demişlerdi. Buyrun geldik benim sözüme. Aktiviteler hızlı değişiyor olabilir ama her birinin içeriği benim kızıma uygun değilse ne olacak. Bazı aktivitelere katılmıyormuş bile. Öğretmeni Dafneyi diğerlerinin yaptıklarına nasıl ikna ederim düşüncesiyle benimle konuşurken, ben de aktivitelerini Dafnenin ilgisini çekecek şekilde nasıl yeniden düzenlemeleri gerekir diye direttim. Farklı düşünebilmesi için çabalayarak yetiştirdiğim çocuğumu daha okulun ilk yılında düzene uydurmamı beklemiyorlardı herhalde.

Gönderdiğim okulu seçme nedenlerimden ilki Atatürk ve Cumhuriyete bağlı kurumsal bir kolej oluşuydu, ikincisi ise"kişiye özel eğitim" sloganlarıydı. Bu yüzden talebimde geri adım atmayışım bana doğru geliyor. Öğretmenlerin bundan sonraki süreçte benim rica ettiğim dikkatle davranmayı kabul etmeleri, onların da doğru bulduğu ya da doğru bulmak zorunda kaldığını anlatıyor bana. Her çocuğa sözlerini geçirebildikleri, hepsini aynı şekilde yönlendirebildikleri bir sınıf onlar için daha kolay olurdu tabi ama 11 çocuğa 2 öğretmenin düştüğü bir yerde de daha fazlasını talep etmek yanlış sayılmaz.

Dafnenin şimdiden kendi karakteristik özelliklerinin oluşu, sevdiği-sevmediği şeylerde yaşadığı tutku ve kararlılık beni hem mutlu ediyor hem de endişelendiriyor. Seçici bir çocuğun yetişip seçici bir yetişkin olduğu toplum Türkiye için çok ütopik. Hele de bir kız çocuğu için. Tabi ki ilerleyen yıllarda davranışlarında değişiklikler olacak. Belki sivri köşeleri törpülenip daha genel kalıplara sığan bir birey olacak belki de daha da ayrışacak. Bunu göreceğiz hayırlısıyla. Yeter ki sağlıklı sıhhatli olsun evlatlarımız, anne-babalarıyla büyüsünler. Ve büyüdüklerinde umarım yaşayacakları toplum şuankinden daha iyi olur..

Güncellemeler için

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon