Onun kutlaması, bunun doğum günü derken araya epey zaman girdi. Sayfanın tasarım içeriği hafiflemeye başlamıştı, hemen doldurmak lazım.
 
Bu aralar evle ilgili yapmak istediğim şeylere zaman arıyorum. Önceki sitemde en son yatak odasının değişim sonrası halini paylaşmıştım. Bu aralar da salona el atmaya çalışıyorum, ama ne kadar?
 
İki kuzumun da alerjik astımı sebebiyle planda, hesapta olmayan bir şekilde halıfleksi kaldırıp parke yaptırmıştık bahar-yaz döneminde. (Çok şükür pozitif geridönüşünü aldık). Evlenirken çocuklu hayatı düşünmeden aldığımız bej rengi koltuklarımız can çekişiyor. Ama Selen'in de büyümesini bekliyoruz yenilemek için. Salondaki diğer mobilyalarım da, üzerlerinde güç denemesi yapan temizlikçilerin kurbanı oluyor ara ara. Kiminin dolap kulbu yok, kiminin raf köşesi kırılmış gibi.. 2 Sene daha var yenilenmelerine. Ben bu arada aksesuar grubunu elden geçiriyorum. 
 
Bakır-turuncu tonuna takılmış durumdayım son 1 senedir. Önce halıları yeniledim. Halıfleks sonrası yeni halı almak gerekiyordu zaten, tamamen ihtiyaçtan yani :)  

Güncellemeler için

2-3 sene sonra değişecek mobilyaları saymazsak salonda elimi sürebileceğim pek büyük bir şeyler kalmadı :)

Keseyi çok açmadan küçük değişiklikler yapmak bir anda havayı değiştirebiliyor. Artık alıp başını giden Selen için ortada daha çok yürüme alanı açmak amacıyla koltukların yerini değiştirmeyi düşünüyorum bu hafta.

Onu da yapınca panaromik bir final fotosu paylaşırım belki :)

Halıca'nın bu patchworklerini görünce "evet bu" dedim :)

(ben aldıktan 1 ay sonra %50 indirim yapmasalar daha iyi olacaktı tabi :) )
 
Sonra turuncu meyveli mumlar geldi salonumuza. Bunlar neyse ki ekonomik, İkea'dan :) 

Yunan Adalarına yapılan yolculuktan bize kalanlardan biri de Phaistos Diski oldu. Ben ilk önce turuncu kilden oluşuna bittim. Ama pek çok yerde küçük-büyük çeşitlerini görünce "ne var ki bunda bu kadar önemli?" dedim.

İki çocuklu hareket halindeki tatilde pek internete girip araştırmaya fırsatım olmadı tabi ama hemen aldım. 

Diskle ilgili okuduğum yazıların çoğu soru işaretleriyle dolu. Hala gizemini koruyan bir diskmiş.

Okuduğum en bilgilendirici yazı ise şöyle; 


3 Temmuz 1908 yılında Girit adasının Festos şehrinde bulunmuş olan bu diskin üzerindeki resim yazısı Mısır Hiyeroglif yazısını andırmaktadır. Merkezden başlayıp çevreye doğru spiral bir helezon şeklinde kazılmış olan bu işaretler bugüne kadar sırlarını korumaktadırlar. Gerek Yunanca gerekse Latince ile uğraşan dil uzmanları bu işaretleri okumakta başarılı olmamışlardır. Günümüzde bu işaretleri bilgisayara yükleyip, makine mantığı ile çözmek için girişimler sürmektedir.
Diskin okunması için birçok girişimler olmuştur,Sümer,Mısır ve daha birçok eski yazıtlardan yararlanılmasına karşılık hepsi bir yerde tıkanmış ve okunamamıştır.Diski okuduğunu iddia eden birçok arkeolojiste de inanılmamıştır,çünkü tam olarak hiçbir şekilde açıklama getirilememiştir.Diskin M:Ö:1700 den kaldığı saptanmıştır buda başka bir buluş olan Lineer A nın çağdaşı olduğunu gösterir.Disk üzerindeki bilinmeyenler,onun hakkında da birçok görüşe neden olmuştur ki bunların arasında sahte olduğu görüşü de vardır.


Disk pişirilmiş kilden yapılmıştır ve üzerindeki işaretler baskı veya pres şeklindedir.Ancak bölgede bu yazıya benzer bir tane dahi benzer yazının bulunamayışı,diğerlerinin elle yazılı olmasına rağmen bu diskte baskı kullanılması olayı tamamen bilinmezlere sürüklemiştir. Ayrıca simgeler hiçbir yazı türü ile benzerlik göstermemektedir.Diskin her iki yüzünde farklı görünümde toplam 241 işaret var.
 


Derken sağa-sola kaldırılmış turuncu-bakır ne varsa döküldü ortaya. Duvardaki bronz aynalar güzeldi renk uyumu açısından ama uzun yıllar orada olduğu için görmüyorduk artık onları. Onlar söküldü, yerine bir arayış başladı.
 
Önce yeni büyük bir ayna beğendim. Çok ağır diye koca filtresine takıldı :) Sonra o duvarı kitaplığa dönüştürmek istedim. Bu sefer de salon kütüphaneye dönecek diye korktum. Merdivenin altında kocaman bir kitaplık var zira.
 
En son fikrim parçalı çervelerle resimler asmak oldu. Mutfakta, çocuk odasında, koridordaki aile ağacında hep bizim resimlerimiz var. Bir de salonda olmasın, ama ne olsun? Düşün düşün şunu buldum; eski bir dünya haritası olsun ortada, etrafında da gezdiğimiz yerlerden bizi çok etkileyenlerin haritaları. Ve sonuç bu oldu;

Haftalardır bir de istasyon saati var ki almaya çalıştığım, Can şiddetle karşı çıktı. Pek çok konuda önce negatif yaklaştığı için bekledim fikre alışmasını. Günler geçiyor Can bir türlü alışmıyordu. Sonunda bir gün aldım artık.

O da yanımdaydı, ve resmen söylene söylene aldık. Şimdi duvar delinsin de asılsın diye bekliyor :)

Salona Baştan Yarat

11.11.2014

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon