Pazartesi Sendromu

27.10.2014

Hani bir pazartesi sendromu vardır. Pazar günü başlar. Hatta bazen cumartesi gecesi başlar. İşe gitme düşüncesi sarar sizi, gerilirsiniz. Bitmeyen işler, çözülmeyen sorunlar gelir aklınıza. Sıkıntılı iş ilişkilerini düşünürsünüz. Bunların hepsi birleşir boğar sizi. Daha gitmeden işe gitmiş kadar olursunuz. Bir huzursuzlukla kıpırdanır durursunuz. 

 

Ama iki çocuk annesi bir çalışan kadınsanız garanti ediyorum ki pazartesi sendromunuz yoktur :) Çünkü en zor, en karmaşık iş ortamı bile, çocuklarla evde geçirdiğiniz hafta sonundan daha sakindir! Sabahtan akşama kadar deli danalar gibi etrafta koşturduğunuz, hafta içini yeterli bulmadığınız için hafta sonuna pek çok şeyi sıkıştırmaya çalıştığınız, ve tüm bunları kaliteli paylaşıma dönüştürmeye uğraştığınız bir evden bahsediyorum tabi.

 

İşte bizim ev aynen böyle. Hala tv açmıyoruz evde. Sabahın kör saatinden (ne şanslıyız ki annelerinin bebekliği gibi uykuyu az seven çocuklarımız var!) başlayıp, gece çocuklar yatağa girene kadar Can'la tırmalıyoruz resmen :) Onlara daha farklı ne öğretebiliriz, izleterek değil yaşatarak neler kazandırabiliriz diye dolanıp duruyoruz. Öğle uykusu saatini araçta seyir anına denk getirebilirsek yarım saatlik bir mola veriyoruz, ama kalanı tam gaz devam. 

 

Haftasonu böyle geçince bilinen anlamıyla bir pazartesi sendromu olmuyor bizim evde. "Ohh be, bu haftasonunu da geçirdik sağ-salim" diyoruz :) Bendeki sendrom daha çok pazartesi sabahı işe geldikten sorna başlıyor. "Survive" edip işe kadar ulaşabildim diye sevinirken bir de bakıyorum hayat farklı bir yönde akıyor. Haftasonunun dakikalarını hesaplarken ben, saatlerini güzellik merkezinde geçirmiş biri çıkınca karşıma "vay arkadaş, bu kadınsa ben neyim?" diyorum Recep İvedik misali :) İşte bu da benim pazartesi sendromum..

Güncellemeler için

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon