Şu gün şu saatlerde aslında tuzlu su ağzıma burnuma girmiş, bikinimin içi kum dolmuş şekilde geziyor olacaktım sahilde. Hayat işte. Bir anda bastırdı projeler. Bırakın izin alıp tatile çıkmayı, masamda yarım saat boş oturmak hayal oldu.

Benim erkenden ucuza diye aldığım uçak biletlerim bana 200 lira cezayla geri döndü üstelik :(

 

Ama benden daha çok etkilenen biri var ki tatile gidemeyişimizden, o beni daha çok üzüyor, Dafne. Kendini o kadar hazırlamış ki okullar bitince tatile çıkacağız diye, şimdi her sabah kalkıp

"ee anne okul kapanmıştı hani, niye gitmiyoruz?" diyor. Beni de en hassas yerimden vuruyor. 

 

Bir eğitim-öğretim sezonunu daha kapattık. Bu sene Dafne için pek de keyifli bir yıl olmadı aslında. Okula başlamanın ilk yılı zordur derler. Evdeki konfor alanından çıkmak, okulda bir anda pek çok çocuktan biri olmak, kuralları öğrenmek, beklemeyi-sabretmeyi öğrenmek, hepsinden önemlisi anneden uzak kalmak çocuklar için zorlayıcı. Sürekli tekrar eden hastalıklar, çocuğu okula gönderip-göndermeme tereddütleri de anne için zorlayıcı. Üstelik Dafnenin okuldaki ilk yılı benim hamilelik-doğum-lohusa dönemime gelmişti ki, kardeşler arasında ideal yaş farkı 3 diyen bütün uzmanları her gün sevgiyle anmıştım!! :)

 

Yine de gördüm ki Dafnenin okuldaki ikinci senesi ilkinden daha keyifsiz geçti. Evet biraz daha büyüdüğü için belki daha az ağladı giderken, beni zorlamadı. Ama ben gözündeki ışıltının kaybolduğu günleri gördüm. Kaldı ki gittiği okul da şehrin-ülkenin bilinen iyi okullarından biri. Önce eksik öğretmenle döneme başladılar, sonradan gelen öğretmeni çok sevmesine rağmen kısa süre sonra tayin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldı ve yine tek öğretmen devam ettiler. Derken yeni başka bir öğretmen daha geldi. Eee 4 yaşında çocuklardan bahsediyoruz. Bu kadar ayrılık travmasını nasıl kaldırsınlar ki? Üstelik benim çocuğum gibi ilgi odaklı, bağ kurmayı seven çocuklar için başetmesi zor bir süreçti. Evde de sabahtan akşama türlü türlü aktiviteler yaptıran, pek çok çocuğun evimize geldiğinde gitmek istemediği kadar sevimli bir oyun ablamız da varken bakıcı olarak, neden okula gitmek istesin Dafne? 

 

Yine de iyisi kötüsüyle başarıyla tamamladı bu sezonu. Neydi başarı? Daha iyi resim yapmak, daha düzgün kesmek, adını daha muntazam yazmak değil tabi. Biraz genetik faktörlerle, biraz da evdeki aktivite türleri sayesinde zaten iki kızım da yatkın el becerileri gerektiren şeylere. Benim için Dafne'yi başarılı kılan şey beğenmediği şeyleri bile denemesi oldu. Bu seneki en büyük kazancı bu bence. Zira Dafne çok keyfi bir çocuk. Aç olsa bile beğenmediği yemeği yemez, kenarda tek başına bekler ama beğenmediyse arkadaşlarının oyununa katılmaz..gibi gibi. Okuldaki öğretmenlerinden başlarda "Dafne bilmem ne aktivitesie katılmadı" diye şikayet vari yakınmalar alırdım. Herhalde benden "aaa niye öyle yapmış, konuşurum ben onunla, katılsın bütün oyunlara" dememi bekliyorlardı, ama hiçbir zaman duyamadılar. Seçici olmak güzel birşey bence. Çocuk deyip geçmiyorum ben kızlarıma, küçük insan onlar. Elbette seçim hakları var. Giyinirken, yemek yerken, oynarken istemedikleri şeyleri zorla yaptırmıyorum. Yapmaları gerektiğini de düşünmüyorum. Tabi öğretmenler için yönetmesi pek de kolay bir durum değil bu. Her çocuk böyle davransa hangi birine yetişecekler..

 

Güncellemeler için

İşte bir dönemin daha sonu. Tüm eğitim-öğretim yaşantıları hep başarı, mutluluk dolu olsun inşallah.

At yarışı mantığından uzak, gerçek bilgi-beceri içeren seneleri olsun.

Bu aralar Dafnenin beni en çok mutlu eden isteği gerçek olsun, bilginin değer gördüğü yerlerde bir bilim kızı olsun :)

Neyse gelelim okulun bitişine. Başlangıçta nasıl 1 hafta oryantasyon oluyorsa, bitişte de 1 hafta süren yıl sonu gösterileri oluyor. Çoğu gün içinde oluyor tabi anne-babaların izin almasını zorunlu kılarak. Albüm kıvamında anlatayım bu süreyi :)

 

Bu seneki ilk gösteri drama akşamı oldu. 4 Yaşlar için hazırlanmış akşamda , her sınıf için ayrı bir oyun sergilediler. Dafnenin sınıfı olan Sarı sınıf Renkler Ülkesini sundu. Tüm renkleri alıp giden kötü kalpli kraldan sonra her yeri renklere boyadı çocuklar. Kendileri de bir o kadar renkli olduğu için çok sevimli bir gösteriydi bence. Gerçi yaşları için biraz basit olduğunu düşünmedim değil. 1-2şer cümlelik çok kısa replikleri vardı. Ama baktım benden başka kimse bu konuda şikayetçi değil, sustum ben de :)

Çocukların anne ve babalarını boyadıkları an :)

Oyun sonrası tüm 4 yaş sınıflarının Türkçe ve İngilizce şarkılar söyledikleri koro :)

Tabi sadece tatile gitmek de yetmemiş Dafnenin tatil resmine, balonla İtalyaya gitmeyi dilemiş kendisi :)

Bir başka akşam bale resitali vardı. Pamuk Prenses oyununun uyarlaması idi. Bir gün öncesinde seçimlere katılmışken,

barış-özgürlük arayan bir sürü balık hafızalı insanın ülkeyi ne hale getirdiğini üzülerek takip ederken, bale yapan kızları izlemek gelecekle ilgili daha da endişelendirdi beni. Acaba kaç yıl daha özgürce bale yapan kızları izleyebilecektik?!!!

Pamuk Prensesin etrafındaki minik tavşanlardan biriydi Dafne :) O sahnede olur da, Selen çıkmaz mı?

Büyükler gidince hemen soluğu sahnede aldı :)

Tatlı yeğenim de Dafneyi izlemeye gelenler arasındaydı. Kardeş-yeğen-kuzen bağı ancak yaşanınca anlaşılabilen bir şey bence :)

Selenin anneanne ve dedesiyle selfie denemesi :)

Ve son olarak da karne günü.. 

Sınıf fotosunda Dafneyi bulmak ne kadar kolay değil mi? :)

Okul Bitti

17.06.2015

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon