Milat

26.02.2014

Bu yazıma Nil ve Elanın anneleri Güline, yani Duble anneye, teşekkürlerimi ileterek başlıyorum...

Bazen yükselişe geçmek için en dibe batmanız gerekir ya, işte ben de böyle battım ve çıktım geçen hafta.

Her şey bir Cumartesi günü yaşandı...

Ben iki çocuğuyla kör-topal yaşamaya çalışan bir anneyim. Disko/bar gezmiyorum belki ama sosyal yaşamdan da kopmuyorum. Peki bunları nasıl yapabiliyorum? Sıfıra yakın enerji seviyem ve uykusuzluğu kabullenmiş bünyemle. Çünkü bu durumu anneliğin gereği sayıyordum. Tüm anneler benim kadar yorgun ve uykusuzdur diyordum. Hele bir de iki çocuğunuz varsa bu durumdan şikayet etmeye hakkınız yoktur sanıyordum.

İki çocuklu hayat zor diye kabul ederken, çocuksuz karı-kocaların bitmek bilmeyen enerjilerine, ya da tek çocukluların yoğun aktivite tempolarına hayran hayran bakıyordum. Elbet bir kaç sene sonra biz de rahata ereceğiz diye kendimi avutuyordum.

Cuma akşamı yemeğe işyerinden arkadaşlarımız vardı. Benim hazırladığım sofraya şaşkınlıkla bakakalmalarının sebebi hazırladığım şeylerden çok, evin içinde hiç susmayan ve hiç durmayan bir çocukla bir bebeğin varlığıydı. Böyle bir tempoda nasıl yaşayabildiğimizi sordular, "çocuk sahibi olduğunuzda siz de anlarsınız" dedik. Ne bilelim, herkesi kendimiz gibi sanıyorduk.

Dafnenin bebeklik dönemi çok az uyuyarak geçmişti. Uyuduğu anlarda hep kucağımda yatardı. Uyumadığında da kucaktaydı çünkü gazlı ve kolikli bir bebekti. Kucağımızdan bıraktığımız an feryat figan ağlardı. 6 ay sürdü bu kucağa yapışık yaşam. Benim ikinci fizik tedavi turumla bitti. Selenin ilk ayı yenidoğan sarılığının verdiği uykulu-sessiz dönemi geçirmiş ve her geçen gün daha zor uyuyan, kucaktan inmeyen ve de en önemlisi "anne kucağını" diğer kucaklardan ayıran bir döneme girmişti. Gidişat Dafneninki gibiydi. Bu çocukları bu hale getirdiğimiz için tüm fatura bize kesilmişti, suçlayacak kimse yok.

Döneyim konuya. Ben bir Dafneyle bir Selenle yapışık yaşamayı, onları kucağımdan hiç indirmemeyi öylesine sindirmişim ki, bana gayet normal geliyordu bu halim. Sol kolumun uzamaya başladığını hissetsem de, yeni bir fizik tedavi turunun kapıda beklediğini düşünsem de sesimi çıkarmıyordum. Diyorum ya, bunları anneliğin gereği, tüm evleri de bizim ev gibi sanıyordum.

Cumartesi günü artık aylardan sonra Gülini ve tatlı ikizlerini ziyarete gidebildik. Evlerini hayırlamaya bile gidememiştik bir türlü; onun ve benim hamileliklerimiz, onun eşinin İtalya, Canın İtalya-Hindistan yolculukları, Dafnenin belli aralıklarla hasta olması ve hepimizi hasta etmesi başlıca nedenler. Neyse sonunda muradımıza erdik.

Maşallah diyim de nazar değmesin çok sakin iki bıdıkla tanıştık. Önce hiç kucak ayırt etmeden biraz sevildiler sonra da anakucaklarına oturup etrafı izlediler, ayakkabı ve çoraplarını çıkarmaya uğraştılar ve annesinin el emeği kurabiyelerini yaladılar. Bu sırada bizde neler oluyordu? Selen yolda uyuyup gidişimizden bir süre sonra uyandı. Dafneye bir şeyler yedirmeye çalıştığım sırada babasının kucağında gezen küçük kızım tabi ki hiç susmadı. Şiddetle anne kucağı için ağladı. Ben Seleni alıp karnını doyurduktan sonra kucağımda gülücükler atan bebek, tabi ki yine herhangi bir yere bırakabilmeme imkan vermedi. Selen benim kucağımdan hiç inmeyince de Dafne son dönemlerde olduğu gibi ilgi çekebilmek için hiperaktiviteye bağladı ve evde girip çıkmadığı yer bırakmadı. Koltukların tepesi, sehpaların altı derken benim tüm "yapma-etme" ikazlarımı kulak arkası etti. (*başka yerlerde görüp de kınadığım söz dinlemeyen şımarık çocuk profili sergilemeye devam etti özetle). Nil ve Elanın uykusu gelip de 5 dakika içinde uyuyunca iyice yerin dibine girdim ve daha fazla rahatsızlık vermemek için kalktık.

Yiyip içtiğime dikkat ettiğimi düşünerek tabağımdakileri yiyemediğimi söyleyen Gülinciğim, aslında hepsini yemek istedim ama iki afacandan bana fırsat gelmedi ne yazık ki. Pek çok yemekte olduğu gibi uzatmadan kalkabilmek için bıraktım yani, yoksa hepsi şahane gözüküyordu.

Konuşmalar sırasında beni silkeleyip kendime getiren Gülin oldu. Kucağımda Selenle ayakta voltalar atıp bir yandan da onunla konuşmaya çalıştığım sırada bana şöyle dedi; "ikiz annesi olunca acaba hangisini kucağıma alıştırsam diye düşünürken en iyisinin anneanne ve babaanne kucaklarına da alıştırmak olduğunu farkettim"(*kelimeler bire bir aynı aklımda kalmamış olabilir, anlamı böyleydi :)). Evet yapılabilecek en doğru çözüm buydu ve Gülin doğrusunu yapmıştı. Ben de ilk çocuktan hala akıllanmamış, ilk 2 sene ne zorluklar çektiğimizi unutmamışken bunlara yenilerini eklemeye hevesli şekilde kendi hatamı tekrarlıyordum. Kaçıncı çocuğunu büyüttüğün değildi önemli olan, doğruyu yapmaktı.

Cumartesi günü bizim için bir milat oldu. 

Öyle ya, çocuklarımla yapışık gezmek, onları kucağımdan hiç bırakmamak beni çok iyi anne yapmaz, çok iyi sömürülen anne yapar. Cumartesi gecesinden başlayarak Seleni kucakta değil yatağında uyutur oldum. İlk gece tabi ki çok bağırdı, ağladı. Resmen çıkardığı seslerle isyan etti. Ama yılmadım. Saat 23 olduğunda kendi yatağında paşa paşa uyumuştu. Pazardan itibaren de Seleni sadece gaz çıkarmak ve sevmek için kucağıma aldım. Bir de aralarda babasının kucağına gidip ağlama krizine girdiyse sakinleştirmek için. Gece-gündüz tüm uykularını kucaksız uyutuyorum artık.

Güncellemeler için

Pazartesi gecesi Dafneyi de kendi yatağına transfer ettim. İki kardeş tekrar birlikte uyumaya başladılar. Bundan sonra kendi odalarında ve kendi yataklarında yatacaklar. Dafneye yatağına alışana kadar onunla birlikte uyuyacağımı söyledim. Henüz ranzanın alt katında yatsa da parmaklıklı karyolasından sonra benim için tehlikeli bir yatak. Oraya bir bariyer alana kadar da kendi kendine yatmasına güvenenem sanırım. Şimdi babamız yatak odasındaki iki kişilik yatakta yayıla yayıla yatarken ben geceleri kızlarımın odasında Dafnenin yatağında misafir kalıyorum :) Onun alışmasını bekliyorum yatağına ama acaba ondan ayrılmaya alışamayacak olan ben miyim? Selen daha küçük olmasına rağmen hastalık dönemindeki çözümle onu geçen ay kendi odasına yollamıştık. Ama Dafne tam 3 senedir benimle aynı odada yatıyor. Son 2 aydır da aynı yatakta. Şimdi kuzum yanımda olmadan ben nasıl uyuyacağım? :)

 

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon