Tatil planlarım borsa gibi günden güne değişmişti işler yüzünden. Tam gitmeyi planladığım hafta Selen'in ateşlenip boğaz enfeksiyonu geçirmesi, çok dikkat etmeme rağmen her zamanki gibi Dafne'ye bulaşmasıyla, ecza çantamıza yedek antibiyotik almamıza gerek kalmadan birinin henüz bitmiş, diğerinin termal çantaya konmuş antibiyotiğiyle çıktık yollara.

 

Senenin başında Can'ın bayramlar dışında izninin olmayacağını öğrendiğimde gözümü o kadar karartmıştım ki, iki çocukla tatile gitmeyi kafama koymuştum. Bir henüz 7 aylıkken gemi turu yapmış bir anne bundan mı korkacaktı, değil mi? Ama hangi otel, nereye- nasıl giderim diye düşünüp duruyordum ki annemler imdadıma yetişti. Senelerdir Alanyadaki yazlıklarını 3-5 günlük otel imkanlarında kullanabilen annem, bu sene anneannemin vefatından sonra ilk defa gidebilecekti uzun süreli. İyi ki de iki kızımı alıp otele gitmemişim. Sadece yolculuk kısmı bile yeterince zordu. Bilirsiniz ben kolay kolay zor demem :) Burdan siz hesaplayın artık nasıl olduğunu.

 

Bir kere Alanya Gazipaşaya günde sadece 2 sefer var. Böyle olunca bizim için biraz daha iyi olacağını düşündüğümüz sabah 6 uçağına bilet aldık. Tabi 6 uçağına yetişmek için gece 1de yola çıktık. Kızları uyurken arabay yerleştirdik. Selen gözünü açıp noluyor diye baktı ve uyumaya devam etti tek gözü açık. Ama Dafne benim gibi yolculuk coşkusu yaşayan bir çocuk. Yola çıktığımız an açtı gözlerini, yol boyu da uymadı. Feribotu, İstanbul içi, havaalanı derken hep heyecanlanacak bir şey buldu. Ben de çok zorlamadım. Zaten havaalanında kapının önüne gelene kadar bu kadar enerji harcayınca, tam uçağa bineceğimiz an sızdı :) Ben de yol boyunca 10 dakika sakinca oturabildim.

Güncellemeler için

Uçakta da çok sıkıntı çıkarmadılar neyse ki. İkisi de epey alışkın uçakla seyahate. Dafnenin Fas gidişini düşününce, Alanyaya gitmek asansöre binmek kadar kısa geldi :) İnerken hatta "aa ne çabuk bitti" dedi. Tabi o sırada 1 mandala kitabı, 5-6 parça oyuncak, değişik kraker ve kuru meyvelerle oyanlandığımız gerçeğini göz ardı edersek :)

 

İnince annemler bizi karşıladı ve yarım saatlik bir taksi yolculuğuyla eve vardık. Annemlerin yazlığına gidiyor olduğumuz için çok fazla eşya almadım yanıma. Nasılsa çamaşır makinesi her an elimin altındaydı. Ne plaj havlusu, ne banyo havlusu götürdüm. Çocukların kova-kürekleri bile orada hazır vardı. Benim hazırlığım daha çok ilaç-bez-mayo bez üzerine oldu. Turistik yerlerde daha pahalı oluyor çünkü bunlar. Yola çıkacağımız gece hazırladım valizi. "ohh ne kolay oldu" dedim kendi kendime. Orada valizi açıp da kendime bikini koymadığımı görene kadar :) Evet işte böyle bir anneyim ben. Kızların ıncık-cıncığına kadar liste yapıp hazırladım da, tatile giderken kendi bikinilerimi unuttum :))

 

Sabah 8de orada olmamıza rağmen sanki benim için öğleden sonra olmuş gibiydi ama çocuklarda herhangi bir yorgunluk belirtisi yoktu. Anneanne kahvaltısı yapınca kendimizi hemen denize attık tabi. Yol yorgunluğu denen bir şey kalmadı. Yaz çocuğu olduğum için midir bilmem çok severim tatili. Güneş alerjim olsa da, 5 dakika şezlonga yatıp güneşlenmişliğim olmasa da severim yazı. Ege suyu gibi değildir Akdeniz suyu. Çok sıcak çorba gibi olur. Çocuklar üşüttü mü, karnı ağrır mı diye düşünmeye gerek kalmaz. 

 

Biz tatilin ilk günleri sabah 9-10, öğleden sonra 17-19 arası denize giderken sonradan epey yorucu olmaya başladı ve sadece öğleden sonra turlarıyla kapattık. Kızlara devasa havuzu her gün deniz suyuyla doldur boşalt uğraştık. Ama dalgalı denize karşı en pratik çözüm bu oldu. Zaten hepimiz güneşten köşe bucak kaçtığımız için "bi yüzüp gelicem" şeklinde geçti plaj saatlerimiz.

 

Anneanne ve dede yanında olursa o tatil tadından yenmez :) Hayattaki her zaman en büyük destekçim annem sağolsun tatil boyunca da çırpındı durdu. Anneannenin ilgisini gören kızlar bir şımardı bir şımardı. Her öğüne çeşit çeşit yiyecekler, her gün yenisi alınan oyuncaklar/süs eşyaları, her akşam fayton/lunapark turları. Çok şükür nesil farkı hissettirmeyen bir anneanneleri var. Ben kendi çocukluğumda annemin başka annelerden farklı oluşunu bu kadar iyi anlayamıyordum, ama bildim bileli rehber öğretmen oluşunun pozitif etkilerini hissederim hayatımda. İyi ki varsın annecim. İnsan kendi kızlarıyla bağ kurarken, aslında annesiyle kurduğu bağın da ne kadar güzel ve özel olduğunu bir kez daha görüyor. Çok iyi, çok akıllı, çok becerikli diye saymayacağım. Annem benim annem olduğu için şükürler olsun ve bana da bu keyfi yaşatacak kızlarım olduğu için..

 

Şimdi yazının kalanı daha az laf, daha çok resimle dolsun. 

Plajda da kendi boylarında sandalyeler ile keyifleri yerindeydi minnoşların. Karşıda deniz olmasına rağmen Selenin ilk tercihi hep salıncak oldu. Dafne kadar zevk almıyor şuan yüzmekten. Belki yaşı gereği. Onu salıncakta görünce Dafne de bazen ona eşlik etti.

Saat 06:00 :)

Gelir gelmez kendini plaj atan bıdıklar süt beyaz halleriyle gölgede yerlerini aldılar. İlk gün renkli buzlu dondurmalardan yedilerse de daha sonra Maraş dondurmasının tadını alınca doğruyu buldular :)

Bazen evde, bazen serin bir mekanda pusette geçti öğle uykuları.

Onlar uyuyunca anne-kız bize zaman kaldı :)

Anneannelerinin serbestliğiyle döke saça karpuz yemeni tadına vardılar :)

Çevrenin maskotu olup çok ilgi görünce ister istemez şımarmalar da başladı :)

Hem anne hem anneanne yanlarında olunca evde aktivite biter mi? Bazı zamanlar denize gitmeyi bile istemediler yaptıklarını bırakıp :)

İki çocukla gidiş gelişimin dışında beni en çok yoran şey Selenin 2 yaş sendromunun başlamasıydı. 1 hafta önce evde boy göstermeye başlamıştı "ben özgürüm" tavırları. Ama tatilde fırsat da bulunca zirve yaptı. Meğer ne çabuk unutmuşuz Dafneyle yaşadıklarımızı :) Şimdi biraz daha rahatım Selenin tavırlarına karşı. İkinci çocukta her konuda daha sakin, daha bilinçli oluyor gerçekten anneler. Bir kez benzer şeyleri tecrübe etmenin güveni geliyor. 

İşte 1 bebek, 1 çocuk, 1 anne, 1 anneanne ve koruyucu 1 dede ile yaptığımız kız kıza tatil böyle geçti. Dönüşte sabah 7:35 uçağıyla geldik. 6da evden çıkıp yarım saatte havaalanına vardığımız, online check-in ve bebek arabamız sayesinde gidişteki gibi sıra beklemeden her yerden geçişimizle, ve de uçağın beklenenden 45 dakika önce inmesi ile(nasıl oluyor bir türlü anlayamıyorum uçakları, sanki trafik yoktu da hızlı geldik :) ) çok daha rahat bir yolculuk oldu. Dönünce sıkışmış işler, toplantı için gidişimi bekleyen İtalyanlar da olmasaydı bir sonraki tatil için kolay bir geçiş olabilirdi. Çok şükür ki iki tatilin arasına ayarlamaya çalıştığım İtalya yolculuğum vizem yetişmediği için ertelendi. Şimdi bu Cuma gecesi çıkacağımız aile tatilini düşünüyorum. Otele gideceğimiz için yükümüz biraz daha fazla olacak tabi ama arabayla gitmenin de rahatlığı var. Nasılsa bagaj kilo derdi yok, arabanın tüm boş alanlarına poşet, terlik sıkıştırabilirim :) Bu tatili umarım hastalıksız (evet bu arada ben boğaz enfeksiyonu sebebiyle antibiyotik kullanıyorum, tam da beklediğim gibi) güzel bir şekilde geçiririz. Döner dönmez iş seyahatine çıkacağım için belki ikinci tatil paylaşımım daha geç olabilir.

 

Herkese sevdikleriyle güzel bir yaz dilerim..

Kız Kıza Tatil

08.07.2015

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon