Memleketimden Çocuk Manzaraları

03.01.2014

Selen 50 günlük oldu. Hastaneden çıkışımızdan sonraki kontrol gidişlerini saymazsak, ilk olarak 10günlükken çıktı dışarı. O günden beri pek çok insandan duyduğum eleştiri "küçücük çocukla çarşı-pazar geziyorsun" oldu. 

 

İki çocuk büyütmüş beni anlayabilen insanları kenara ayırırsam, bunu bana söyleyenlerin çoğunun annelikle uzaktan yakından alakaları yok. Ne fiziksel, ne de mental. 

 

Ben iki kızımı da onlarla birlikte yaşamak için doğurdum. Bir kadının evlenip her akşam kocasız dışarı çıkmasını ne kadar abes buluyorsam, ebeveynlerin çocuk sahibi olduktan sonra onları anneanne ya da bakıcı egemenliğinde büyütmelerini de o kadar abes buluyorum. 

 

Dafne doğduktan 4 ay sonra şehirlerarası seyahatlere başlamıştık. Ne yurtiçi ne yurtdışı tatillerimizde onu bırakıp gitmeyi aklımızdan bile geçirmedik. "Bu kadarcık çocuk ne anlayacak" diyen de oldu, "bu kadar masrafa değer mi" diyen de. Biz tatillerden gittiğimizden daha yorgun dönerken, çocuğu bırakıp gidenlerden enayi muamelesi de gördük. Ya da en basitinden haftalık çarşı-pazar alışverişlerini "çocukla zor oluyor" düşüncesiyle yalnız yapan ebeveynler güldü halimize. Anlamsız geldi onlara yaptıklarımız. Ama aldırmadık hiçbir şeye. Bir zamanlar her hafta karı-koca yaptığımız sinema seansları dışında hiç ayırmadık çocuğumuzu yanımızdan. 

 

Şimdi şartlar evet biraz daha zor. Dafneyle haftasonları yaptığımız aktiviteleri biraz modiflememiz gerekti. Anne-baba-çocuk sinema turlarımız bitti mesela. Selenin de dahil olabileceği yaşa kadar anne ve baba çocukları bölüşüyoruz. Bu tarz fiziksel zarar yaratabilecek aktiviteler hariç her şeyde maaile yer alıyoruz.  "Çocuğu hasta edeceksin" diyenlere rağmen. 

 

Dafne zaten düzenli aralıklarla hasta oluyor okula başladığından beri. Her okul dönüşü duşa sokup giysilerini komple değiştirsem de eve taşıyor bu mikropları. Ben şimdi Seleni eve hapsedip yaşatsam bile böyle bir mikrop trafiği varken anlamlı mı olur?

 

Kaldı ki çarşı-pazar ihtiyaçlarımı benim yerime yapan biri yok. Akşamın yemeğini benden başka hazırlayan yok. Tüm ihtiyaçları karşılarken mecburum çocuklarımı da yanımda götürmeye. 

 

Bunlar zorunluluk tarafları. Keyfi tarafları da aynı benim için. Madem aile olmaya karar verdik, madem çocuk sahibi olmayı istedik, çocuklarla yaşamak değil mi doğru olanı. 

 

Uzun lafın kısası bana yaptığım doğru geliyor, siz ne derseniz deyin. Hatta siz de böyle yapın ki çocuklarınız anneannesine, bakıcısına "anne" demekten kurtulsun. Gerçek annelerini tanısın, ailenin içinde büyüsün. Yoksa onlar da büyüyünce aileden bihaber bireyler olacaklar ve bu çürük yapı nesilden nesile aktarılacak. 

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon