İznimden 1-2-3

02.10.2013

Kurgu Hayat; 
Anne doğum iznine ayrılır. Kızını okula bıraktıktan sonra eve döner, güzel bir kahvaltı hazırlar kendine. Uzun uzuuun kahvaltı eder. Ev sessiz-sedasız. Biraz evi toparlayıp dışarı atar kendini.
Önce bahçede güzel bir yürüyüş. Sonra arabaya atlayıp alışveriş kaçamağı. Güzel bir öğle yemeği yiyip beğendiği bir filme girer.
Eve dönünce akşam için yemekleri hazır eder. Gider okuldan çocuğunu alır. Akşama kadar onunla oynar. Geceye kalmasın diye arada banyosunu da yaptırır. Akşam evin babası gelince hep birlikte yemek yenir. Üstüne çizgi film ve masal seansıyla kızının gününü kapatır. Kendi de biraz kitap okuyup mutlu şekilde dalar uykuya.

Reel Hayat;
Gece boyu öksüren kızı yüzünden zaten hiçe yakın uyuyan anne sabah da erkenden kalkar. Kızıyla harala-gürele bir kahvaltı eder. Ye-yemiycem, giy-giymiycem çekişmeleriyle hazırlanıp dışarı çıkılır. Tabi ki yine doktora kontrole. Bütün gün öksüren çocuk doktora gidince sağlık küpü olur. Neyse ki doktor uzun zamandır tanıdık olduğu için anneyi gereksiz evham yumağı biri olarak görmez. Alerjik bronşiolite bağlı olarak koruyucu bir programa başlanır. 4 aylık oluşundan beri nebülizatörle hava alan kuzu kişisi artık maskeden sıkıldığı için anne yeni çareler arar. Doktoru ilaçlı havayı vermenin daha hızlı-pratik bir yolundan bahseder. Denilen marka ve modelde yeni hava aparatı bulunur ecza depolarından ve huzur içinde eve dönülür.
Gün içinde takip edebilmek için okula yollanmaz kuzu. Önceki haftadan planlandığı gibi Gamze ablası geç gelecektir. Anne evde olunca ablası gelince bile pas verilmez tabi, akşama kadar annenin yakasından düşülmez.
Akşam 5teki doktor kontrolü için anne son anda hazırlanıp çıkabilir. İkinci kızının sağlıklı-sıhhatli olduğunu öğrenip rahatlar. 32 haftayı doldurup 33. hafta içinde bulunan annenin ikinci kuzusu da ablası gibi semirmeye devam etmektedir anne karnında. Bazı organları 34., bazıları ise 35. haftada gelişim göstererek anneye açıkca erken doğum sinyallerini gönderir. Anne bu arada 45 kilo ile başladığı hamilelik maratonuna 12 kilo alarak 57 kilo ile devam eder. NST kontrolleri başlar. Henüz kasılmalar olmadığı için rahatça eve dönülür. Akşam yemeği-çizgi film-masal seansından sonra kuzuyla birlikte anne de sızar. 2 sayfa anca okuyabilir. Bloguna yazmaya ise sıra bile gelmez.
İzindeki ikinci güne daha yumuşak başlar anne. Büyük kuzusu gece daha rahat uyumuştur. Küçük kuzunun tepinmediği zamanlarda anne de uyur dinlenir. Sabah kalkınca hafif bir atıştırma yapılır. (*Dafne'nin okuldaki kahvaltı saatine çok olduğu için). Evdeki zaman boyunca "gitmiyceeem okula" sesleri yükselir. Anne her seferinde yeni bir oyalama taktiği bularak kuzuyu giydirir, saçını toplar, kapıdan çıkarmayı başarır. Yağmur yağdığını görünce dönüp şemşiye alınır. Anne-kız yağmur altında kısa bir yürüyüş yaparak okula varırlar. Kapıda diğer arkadaşlarının da şemsiyelerle geldiğini görünce bir heyecan dalgası oluşur ve o arada farkına bile varmadan içeri girip ayakkabılarını değiştirmiştir kuzu. Anne inanamayarak bakakalır. Dışarıdaki camdan biraz dikizler, her şeyin yolunda olduğunu görünce bu kadar kolay oluşuna şaşırarak eve döner.
Sabahın köründe temizliğe yardımcısı geldiği için yine sessiz bir sabah geçiremez. Güzel bir kahvaltı yapan anne zihninde günlere böldüğü toparlama işlerine girişir. Her gün evdeki bir köşeyi toplamak suretiyle evi düzene sokacağına dair bir inanç vardır içinde :)
Hazırlanıp tekrar hastaneye gider. Bu seferki amaç, kendi doktoru özel hastanede olduğu için işgöremez raporunu bir SGK hastanesinden almaktır. Önceki doğumu sonrası yaşadığı rapor alma sıkıntılarını hatırlayan anne biraz gergindir. Ama bu sefer işlemler daha kolay geçer. Raporunu aldıktan sonra ablasıyla buluşup öğle yemeği yer. Abla-kardeş biraz alışveriş yaptıktan sonra eve dönen anne, kızının okul çıkışına yetişir. Annesini kapıda gören kuzu kişisi "anneciiim" diye çığlık atınca annesinin tüm tüyleri diken diken olur. Sanki aylardır görmemiş gibi çocuğuna sarılıp eve götürür. Günün kalanı yine rutin şekilde biter.

Ve bugün, iznimin 3. günü. Sabah Dafneyi okula götürmek yine zor oldu. Bu sefer hazırlanırken zorlanmadı. Evde benim dışımda kimse yoktu. "baban erkenden işe gitti, Gamze ablan sabahları gelmeyecek, ben de seni okula bıraktıktan sonra işe gideceğim" deyince nedense sorun çıkarmadı.(*izne çıktığımı tabi ki Dafne'ye söylemedim) Okulun bahçesinden girmemizle birlikte "girmiyceeem" çığlıkları yükseldi. Üstelik elindeki şemsiyeyi de atıp yağmurun altında koşturmaya başladı. Yerdekileri toplayıp aldım Dafne'yi kucağıma. (*kucağa almak yasak demiştiniz değil mi doktorum :) ). Koşarak kapıdan içeri girdik. İçerideki koltuklarda Dafın sınıfında 2 çocuk daha vardı. Biri annesinin, bir babasının kucağında sakinleşmeyi bekliyorlardı. Üstelik çocuklardan biri Dafın en sevdiği arkadaşı Rüya idi. O biraz oturup sonra öğretmeniyle içeri girince Daf da ikna olur sandım ama olmadı. Neslihan öğretmeni gelip Dafı kucakladı. "dün akşam nasıl annen gelip seni aldı, bu akşam da gelip alacak" dedi. Dafne ağlamayı kesti ve bana el salladı öğretmeninin isteği ile. Ben de bir önceki gün kadar rahat olmasa da, çok da duygusallaşmadan çıktım okuldan.
Bu arada Dafne'nin iki öğretmenini 3 hafta içinde biraz daha analiz ettim ve neden Rüya öğretmenini daha çok sevdiğini buldum. Çünkü Neslihan öğretmeni çok süslü :) Anaokulu öğretmeni denildiğinde şaşırtacak kadar güzel ve de bakımlı. Rüya öğretmeni ise daha çok anneannesi gibi naturel. Normal günlerde makyaj yaptığını görmedim hiç. Bir tek veli tanışma gününde yapmıştı. Saçlarını normal bir tokayla toplayıp üzerine de pantolon,t-shirt giyen biri. Ve sanırım Dafne Rüya öğretmenini bana ve anneme daha çok benzettiği için daha çok seviyor. Daf kendi süslenmeyi sevmediği gibi süslü insanları da sevmiyor. Keşke bana bu kadar benzemeseydin be kızım bu konuda :)
Eve döndükten sonra bugün de ayakkabıları düzenledim. Yazlıkları kaldırıp kışlıkları çıkardım. Dafın yağmur çizmesinin de artık limitte olduğunu gördüm ki, bugün bana alışverişe gitmek için yeni bir sebep çıkmış oldu :) Sağolsun Can arabayı bana bırakıp sabahın köründe servisle gitti. Doktora her gidişimizde "araba kullanmasında sakınca yok değil mi" diye sorması bir yana, ses tonundan ne kadar endişelendiğini anlıyorum. Ama biliyorsun canım Dafa hamileyken de 35. haftaya kadar kullanmıştım, 36da da doğurmuştum :P
Selen'in doğumu için aldığım tüllerden süsleri hazırlamaya başladım. Aynı tülden Dafne'ye de bir tütü yaptım :) Abla-kardeş ayırmamk için.

Şimdi dışarı çıkmadan önce zaman varken oturup iznimin ilk 3 gününü yazayım istedim. Balkonda oturmuş, kızımın okulunu izleyerek ve bir yandan sahlep içerek bunu yapmak şimdiden günümü kurtardı. Moduma hiç uygun değil ama fona da şu şarkıyı açtım, yağmurlu manzaraya çok uygun oldu :)
İşte fon şarkım;
http://www.youtube.com/watch?v=EMzTt6TE-DU

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon