Beslenme

31.01.2014

Annelik kişiden kişiye değişen bir olgu bence. Anne olmanın mutlak doğruları yok. Nasıl ki her çocuk birbirinden farklı, her anne de çocukları doğrultusunda farklı. Çocukla anne arasındaki bağ belirliyor bu kurguyu. 

 

İyi anne/kötü anne diye bir ayrım yapmak istemiyorum. Her anne kendine göre iyi. Yetiştirme stratejileri farklı. Kimi dayak atarak terbiye etmeyi tercih eder, kimi hiç ses çıkarmadan şımarık bir çocuk büyütmeyi. (*İki uçtan örnek verdim)Hangisinin doğru olduğu anneye kalmış. 

 

Fakat bir konu var ki annelerin tercihine bırakılmadan, bilimsel verilerle belirlenmiş doğrular var. Her geçen yıl obeziteyle savaşan kişi sayısı artıyor. Bizim çocukluğumuzda obezite ne bilmezken şimdi her 3 çocuktan 1i obez. 

 

Çok sevimli görünür, sevmesi çok keyiflidir tombul bebekleri. Yeter ki bu tombulluk sağlıklı beslenme ile gelmiş olsun. İşte burada annenin doğruları devreye giriyor. İlk 6 ay sadece anne sütü diyor uzmanlar. Hem çocuğun bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi için, hem de hazmı daha zor olan mama ile fazla kilo alımını önlemek için. 

 

Metabolizma hızı bebeklik ve çocukluktaki beslenme alışkanlıkları ile şekilleniyor. İleri yaşlarda "su içsem yarıyor" ya da "senden daha az yedim yine de senden daha kiloluyum" yakınmalarının kaynağı hep metabolizma hızı. Ve bu hızı da etkileyen kişi anne. 

 

Sadece kilo alımı değil, vücut bağışıklığı ve bağımlılıklar da beslenmeye bağlı. Çocuğu küçük yaşta şeker, çikolata, hazır gıdalar, kola/gazoz, çay ile tanıştırmak bu konudaki en büyük tuzak. 

 

"Açık" da olsa çay-kahve içirmek çocuğu bile bile geleceğin bağımlılarından yapmak demek, zira kafein ve teine alışan vücut sonrasında hep istiyor olacak. 

 

Çocuğa 2yaşına kadar şekeri de öğretmemek en iyisi, ne sofra şekerini ne de diğerlerini. Sütü, ıhlamuru balla hazırlayabiliriz. Kekin, tatlının içine pekmez koyabiliriz. Paketli şekerlerle ise hiç tanıştırmasak süper. Ben 2 yaşına kadar hiç şeker, çikolata vermedim. Gittiğimiz yerlerde sanki çocuğa iyilik yapıyormuş gibi hemen şeker uzatanları da hiç anlamıyorum. Etrafta göre göre tanıştı sonra Dafne de. AVMlerdeki şeker standları önünden geçmesi en zor yer. Renk renk balonlar, sakızlar, şekerler gözünün içine bakıyor çocukların. Dafneye hala jelibon türü şekerler yedirmediğim için bu standlardan 3-5parçalık çikolata ile ayrılıyoruz en kötü. Onu da anne ve babayla paylaşınca zaten 1-2 küçük parça kalıyor ona. 

 

Hazır kek, gofret, kraker yedirmek yerine de evde hazırlamak en yararlı yol. Yumurtayı, sütü taze kullanmış oluyorsunuz. Rafta uzun süre koruma zorunluluğu olmadığı için içinde koruyucu herhangi ürün bulunmuyor. Hele de biraz büyüdüyse çocuğunuz en güzeli birlikte yapmak. Hem eğlenceli aktiviteye dönüşüyor, hem de sağlıklı beslenme oluyor. 

 

Cips paketlerini ise küçücük ellerde gördüğümde resmen üzülüyorum. Öğleden sonra ara öğün niyetine çocuğuna cips verip parka yollayan anne benim gözümde çocuğuna avuç avuç kimyasalı yediriyor. 

 

Seyrek aralıklarla hamburger ya da pizza yedirilebilir. Tabi bunların da dikkat edilmesi gereken kuralları var. Mc Donalds tarzı donmuş gıdayı ısıtarak/pişirerek servis yapanlardan uzak durmak lazım. Malzemelerini o an taze taze hazırlayanları seçmeliyiz. Hamburgerin yanına ise patates kızartması yerine meyve ya da salata konmalı. İçeceğin kola olmaması gerektiğini söylemeye bile gerek yok tabi. Asitli içecekler yerine ayran ya da süt. 

 

Aslında dikkat edeceğimiz şeyler o kadar belirgin ki, bazı annelerin aksi yöndeki davranışları bana bilemediklerini değil umursamadıklarını düşündürüyor. Kalp ve şeker hastalıklarının, obezitenin bu kadar arttığı bir yüzyılda lütfen biraz dikkat edelim. Çocuklarımızı sağlıklı beslenmeye alıştıralım. Yemek saatini beklemeyi, yemekte ailenin birlikte oluşunu, doğru ve çeşitli besinler tüketmeyi biz onlara öğretelim ki onlar da büyüdüklerinde kendi kendilerine bu düzeni devam ettirsinler. 

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon