Zorunlu Tatil

13.01.2014

Can'ın Hindistan gidişiyle birlikte zor günler başladı bizim için. Dafneden hepimize bulaşan hastalık hiçbirimize torpil geçmedi, her birimizi uzun uzun ziyaret etti. Canı hasta şekilde yolcu ettik. Ben ilaç kullanamayan bedenimin tüm direnmesine rağmen ateşim 96 saat boyunca 39.9sınırında gezince, 500mglık iki ayrı antibiyotiğe başladım. İlaç sütüme geçer mi diye korkarken tam tersine geçsin demeye başladık çünkü küçücük haliyle Selen bile hastaydı. Ona da dolaylı tedavi uygulamış olduk. 

 

 

Bu süre boyunca kendi hastalığımı yaşama lüksüm olmadı. Anneme naz yaptığım dönemler geçeli çok olmuş. Ateşimin yükseldiği anlarda zangır zangır titrerken hala Seleni emzirmeye çalıştım günlerce. Parolden başka ateş düşürücü alamadığım için gecenin köründe ılık duşa girdim ve her seferinde Dafneye hak verdim. Meğer ne kötü bir şeymiş ateşliyken duşa girmek. 

 

Can "işe gidiyorum, uykusuz kalamam" diyerek odasını ayıran bir koca olmadı hiç bir zaman. Ne Dafneyi büyütürken, ne de şimdi Seleni büyütürken bir gece bile ayrılmadı yatağımızdan.(*zaten ikinci çocuğu yapma kararımı Can'ın özverili baba profiline borçluyum). Gün içinde çocuklarıyla ilgilendiği gibi geceleri de benim tek desteğim oldu. Gece turlarında ben Seleni emzirip altını değiştiririm. Ve her seferinde gazını çıkarıp uyutmasını Can yapar. Hal böyle olunca onun Hindistan'a gidişi yıktı beni. Hem fiziksel  hem zihinsel en güçlü desteğimi kaybettim. Bir yandan kendimi iyi etmeye çalışıp bir yandan iki çocuğumla ilgilenmek resmen bitirdi beni.

 

Akşam 7ye kadar Gamze yardım ederken, sonrası için çözüm aramaya başlamıştım. Ablama destek olmaya çalışan annemi daha çok parçaya bölmek istemedim. Gamzeye sordum 1 hafta bende yatılı kalır mı diye, evet deyince neredeyse havalara uçuyordum. Böylece kimseye yük olmadan kendi kendime idare edebilecektim. 

 

Cuma sabahı 6da Canı yollarken(*gece boyu çocuklara kalkan hasta anne kocasına sarılıp veda bile edememiştir ve bu içinde bir yara olmuştur) beni ne zor bir haftanın beklediğinden bihaberdim. Gamze eşyalarını alıp geldi cuma günü. Gece 21:30da Dafneyi yatırmamla birlikte Gamzenin görevi de bitti. Gece boyu bir Dafne bir Selen kalkarak bana abartısız 1 saatten az uyku uyuma rekoru kırdırdılar. Cumartesi sabahı çoktan zombiye dönmüştüm. 

 

Biraz moral olsun diye çocukları alıp anneme oturmaya gittik. Gamzeye de izin verdim arkadaşlarıyla gezip tozsun, ilk günden bunalmasın diye. Gece Dafnenin uyku saatinde döndük. Bir önceki geceden pek farklı olmadı. Dafne gece boyu öksürdü, kustu, uyanıp ağladı. Tam onun uyuduğu sırada Selen uyandı. Abla-kardeş o kadar güzel paslaştılar ki gece boyu, anneleri kısmen boşalmış yatağa yayılma zevkini tadamadı. 3 gece üst üste böyle devam etti ki ben artık sürünür hale geldim. Neyse ki arada antibiyotik etkisini gösterdi ve ateşim düştü. Öksürük-hapşuruğu saymıyorum bile. Bu günlerin tek iyi yanı ne zamandır 52 barajına takılan kilomu kırmış oldum. Haftalar sonra tekrar kilo verebildim. ;)

 

Pazartesi akşamı Gamzenin "abla annemi çok özledim, bir akşam eve gitsem sen idare edebilir misin?" sorusuyla hem dünyam başıma yıkıldı hem de kendime gelmiş oldum. Hani bazen en dibe batmak gerekir ya, işte ben de en dipten aldığım güçle ittirdim kendimi yukarı. Gamzeye güvenip de yarı yolda kalışıma mı üzüleyim yoksa bu kadar zaman niye kendim idare edicem diye kastığıma mı yanayım bilemedim. O gece sabaha kadar uyuyamadım, bu sefer düşünmekten. Salı günü öğlene kadar yolladım Dafneyi okula. O yokken eşyaları topladım, öğleden sonra kızlarımı da alıp tuttum annemin yolunu. Haftanın kalanı boyunca annemde kaldık. 

 

Annemde kaldığımız günlerin hepimize bu kadar iyi geleceğini tahmin edemezdim. Öncelikle annem "iki çocuğuma birden gün içinde nasıl yetişicem"stresinden kurtuldu. Akşamları ablamlar da gelince hepimiz onlarda toplanmış olduk. Ben emzirme anları dışında Seleni anneme bıraktım ve uyuma fırsatı buldum. Önceki haftaki hastalığım,uykusuzluğum ve yorgunluğum yüzünden sütüm epey azalmışken bir anda kendine geldi. Ve de en önemlisi ne zamandır Dafneyle başbaşa birşeyler yapamıyorduk. 3 gün okula göndermedim ve sabahtan akşama kadar güzel zaman geçirdik. 

 

Bu günlerin pozitif etkileri bize yansırken negatif etkileri de annemle Gamzeye vurdu. Canım annecim gece gündüz 2çocuğuna ve 3 torununa yetişebilmek için çırpındı durdu. Normal standartlarda bir anneden bahsetmediğimiz için etki daha derin oldu. Yemeği 1-2 kapla geçiştiren bir kadın olmadı hiç annem, ne şimdi ne de çalıştığı 28sene boyunca. Her öğüne 2çeşit çorba, 2-3 çeşit ana yemek, pilav/makarna, zeytinyağlılar, kendi mayaladığı mis anane yoğurdu(*Dafne benimkinden çok anneminkini sever hala), ilgi çekici salataları(*Amasrada çiçekli salatayı çok överler, anneminkilerden sonra bana çok sıradan gelmişti) ve de en az 2 çeşit tatlısıyla kurar sofrasını. Yemek sonrası börek, meyve, çerez hep olur. Mutfaktaki işleri ise torunlarından kalan zamanlarda yaptığına inanmak çok zor. Nerdeyse bütün gün torunlarıyla ilgilenir. Tv'yi açıp önüne oturtarak değil, bizden geniş oyuncak yelpazesiyle. Rehber öğretmen olduğunu her oyunda hatırlatır :) Bir de geceleri bana desteğe kalkınca annem gerçekten çok yoruldu. Kız annesi olmak gerçekten zor. Kızlar evlenince sorumluluklar azalmıyor tam tersine katlanarak artıyor. Böyle bir tempoya dayanmak da güç istiyor. 

 

Gamze de çok yoruldu. Normalde gün içinde ben Selenle ilgilenirken ütü yapardı. Dafne geldikten sonra da ben Dafneyle oynarken o da Selenle ilgilenirdi. Ama Dafne okula gitmeyince onun da sorumluluğu arttı birden. Üstelik annemlere olan mesafeden dolayı yollarda daha da yorulunca, bitti pili. Beni yarı yolda bırakışına küçük bir ceza oldu yani :)

 

Can'ın gidişiyle zorlaşan yaşam, benim için aniden tatile dönüştü. Bu zorunlu tatil en çok bana yaradı yani :)

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon