11.11.2013 Artık Dört Kişilik Bir Aileyiz

20.11.2013

Son doktor kontrolümle ilgili gelişmeleri paylaşmıştım. Buyrun burada okumayanlar için. Son haftama girdiğimi bildiğim için bir yandan heyecan bir yandan da tatlı bir rahatlama başlamıştı. Heyecanın sebebi; ne zaman, nerede, nasıl doğumun başlayacağını bilememektendi. Rahatlama ise artık iyice ağırlaşan bedenimin hafifleyecek olması ve benim de merakla beklediğim ikinci kuzuma kavuşacak olmamdandı.

Öncesinde Dafne'ye söz verdiğimiz gibi pazar günü Fenerbahçe Ülker-Tofaş basketbol maçına gittik. (nereden bileyim ertesi gün doğuracağımı :) ). Basketbol maçlarını çok sevmeme rağmen o gün keyif alamadım maçtan. Biletleri Tofaş ayarladığı için Tofaş tribününe oturduk, ama ben boynumda hem Tofaş hem Fenerbahçe atkısıyla aslında Fenerbahçe Ülkeri destekliyordum. Tofas tribününün büyük kısmını basketboldan zerre anlamayan timsah fanatikleri doldurmuş. Tezahüratları bile uygunsuz(çoğu küfürlü), sayı oldukça gol diye bağıran alakasız bir yığın insan vardı.


Benim için basketbolu futboldan ayrı kılan, basketbolu bu kadar sevmemi sağlayan şey içinde fanatizm barındırmaması, centilmenlik dolu bir spor olması. Ama bu maçta bunu görmek mümkün olmadı. Gözü dönmüş taraftarlar çılgınca bağırırken, Fenerbahçenin hücumlarında ıslık çalıp yuhlarken Dafne'ye bunu nasıl anlatacağımı düşündüm. İlk 2 periyodu Tofaş tarafında geçirdikten sonra kalan maçı Fener tarafında izledik. Sağımda solumda yine "Bursalı" taraftarlar olduğu için ben bağırıp atkımı salladıkça yanımdaki türbanlı kadınlar sinir oldu. Gerçi Feneri desteklediğime mi yoksa küp gibi karnımla, kucağımda da kızımla maça gelmeme mi sinir oldular belli değil. Zira hamilelerin dışarı çıkması ayıp sayılır oldu günümüzde.

Neyse, maç arasında Dafnenin tuvaleti geldiği için 3 kişilik yere 20 kişi sıraya girdik. Koca koca kadınlardan bir tanesi de küçük çocuğu öne alalım demedi. Neyse ki Dafne altına kaçırmadan bekledik sıramızı paşa paşa. Kabine girince de ayrı bir cümbüş, her yer berbat durumda. Dafneyi kucağıma alıp havada tutmaya çalıştım. Küçük-büyük neyi varsa yaptı kuzum da, ki ben bu sırada o halde dururken alttan da Selen pırt diye çıkacak diye ödüm koptu :)

Neyse maç bitti, olaysız döndük eve. Doktorum pazar günü şehir dışında olduğunu söylediği için günün kalanını riske atmayıp biraz yatmaya karar verdim. Canım annemler bizde olduğundan, onlar ev işleri ve Dafneyle ilgilenirken biraz şekerledim.

Pazartesi günü kontrole gittim. Amacım kontrolden sonra doktorumla anlaşıp, onun söylediği gibi perşembe ya da cuma doğurmak yerine hiç değilse salı-çarşamba doğurup Can'ın doğum izninden yararlanmasını sağlamaktı. Saat 11de gittim ki doktorum hastane dışındaymış. Eşi de aynı yerde çalıştığından benim randevumu ona yönlendirmiş. Aylin Hanım da çok tatlı biri. Kadın doğumcu doktorlarda kadın doktor seçmek pek tercih ettiğim bir şey değildi ama samimi tavrı hoşuma gitti.

NSTye bağlandığımda yine ağrım sancım yoktu. Bu yüzden Aylin Hn. da rahat bir şekilde muayeneye almıştı ki beni, "hemen yatışını yapalım 6cm açılmışsın zaten" dedi. Ben daha ne olduğunu anlayamadan elimde yatış kağıdıyla üst kata çıkar buldum kendimi. Tabi bu sırada doktorum hala hastane dışındaydı :) ( Dafne'de gece yarısı olduğu için doktoru beklemiştim sabaha kadar, Selen'de de doktorun işi vardı :))) Doktorum gelene kadar eşi ilgilendi benimle. Sancılarım başlamadı ama açılmam çok hızlı ilerlerdiği için Aylin hn. gerekirse doğuma onun gireceğini söyledi.

Bu arada ben haftalardır epidural taktırsam mı taktırmasam mı diye düşünürken, açılmanın bu kadar ilerlemiş olması bana tek çözüm bıraktı. Epiduralsiz doğum! "Hızlı ilerliyor, boşuna uzatıp seni yormayalım" dedi doktorum 1de geldiğinde ve hemen suni sancı bağlandı. Saat 15:42de Selen'i kucağıma almıştım. Doktorumun söylediği gibi çok hızlı ilerledi ve doğum çok hızlı oldu. Ama epidurali bulana dua ettim doğum boyunca. Varlığını pek anlamamıştım ilk doğumumda ama yokluğunda çok iyi anladım ikincide . Hastanenin yarısı benim çığlığımı duymuştur herhalde doğum sırasında. Canım annem doğumhanenin kapısında beklediği için çok etkilenmiş, arada hemşire çıkıp ara kapıyı kapatmış. Can ise yine doğumda yanımdaydı ve bu sefer biraz panik oldu. İlk doğumdan sonra "hiç doğurmuş gibi değilsin, bağırmadın bile" demişti, bu sefer 10 doğuma yetecek kadar bağırdım. Hatta o kadar bağırmışım ki doğumdan sonraki bir kaç saat sesim kısıldı :)

İşte bu seferki doğum maceram böyle. Çok şükür ikimizin de sağlığı yerinde. Selen de Dafne gibi yenidoğan sarılığı geçirdi ilk hafta. Tedavi uygulanmadı, 2 saatte bir emzirerek atlattık sarılığı. Yarın 10. günü doluyor bile. Bu sürede Dafne'nin tavırları gayet olumlu. Tabi ki kıskançlık yapıyor ama çok şükür ne şiddet içerikli, ne de içine kapanık. Mesela ben Selen'i emzirirken gelip "ben de istiyorum" dedi ilk gün. Onun içtiği kutu sütünü Selenin içemeyeceğini, Selenin içtiği sütü de onun içemeyeceğini söyledim. Ve normalde süt içmesine izin vermediğim bir saatte kutu süt vererek konuyu kapattım. Bir daha açılmadı aynı dialog.

Selen geldiğinden beri Dafne'yi feci halde şımartır durumdayız. Selenin doğumuyla birlikte hediye yağmaya başladı, Selene değil Dafneye!! Dafne okula gidişini hiç aksatmadı çok şükür. Pazartesi günü doğum yapıp, salı akşamı ben almaya gittim okuldan ve beni görünce sanki yıllardır görmemiş gibi sarıldı boynuma. Oysa pazartesi sabahı ben burakmıştım, bir tek pazartesi akşamı ve salı sabahı yoktum. Ayrıca pazartesi akşamı hastenede ziyarete gelmişti.

Şimdi hastanedeki ziyaretle ilgili şeyleri hızlıca yazayım, Selen uyumuşken ara ara yazıyorum, birazdan da Dafneyi almaya gideceğim, hemen bitireyim yazımı.

Rehber öğretmenin ve çocuk gelişim uzmanının söylediklerinin özeti şuydu;
Dafne odaya geldiğinde Selen kucağımda olmayacak
Dafne odaya babasının kucağında girecek
Selene yukarıdan bakıyor olacak
Selenden gelen hediye verilecek Dafneye
Görüşme sırasında sadece çekirdek aile olacak içeride

Bunların hepsi uygulaması kolay şeyler gözüküyor. Gel gör ki bizde durum biraz zor geçti. Tam Dafnenin hastaneye geleceği sırada hemşireler gelip beni ayağa kaldırmaya çalıştılar. (doğumdan sonraki ilk yürüyüş) Bu kalkış biraz sancılı oldu ve banyoda bitti sonu. Bu sırada yatağın ve odanın temizlenmesi için oda kapısı kilitlendi. Dafne ve Can geldiklerinde kapıyı kilitli buldular. Dafne de annesinin içeride kilitli kaldığını düşünerek korkmaya başlamış. Ve bir anda "çişim geldi" demiş. Can kapıyı çalıp içeri girmeye çalışırken, hemşireler beni hazırlamaya çalıştığı için kapıyı açmadılar. Başka bir tuvalete götürmeyi akıl edemeyen babası sayesinde Dafne çişini kaçırdı! Ve kapıdan içeri üstü kirlendiği için ağlayarak girdi. Hemen giysilerini değiştirmeye başladık ki bizim bütün giriş planı bozulmuş oldu. Yine de güzel geçti buluşmaları.

 


Şimdilik sürem doldu. Bir sonraki fırsatta da iki çocuklu hayatın ilk haftasını anlatacağım :)

Ailemize hoşgeldin küçük kuzum. Artık evimiz iki prensesli :)

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon