Paralel Evren

08.10.2013

Sözde izinli olmama rağmen kaç gündür fırsat bulup da yazamadım. Son 2 haftayı işte geçirsem sanırım daha az yorulurdum :) Çalışan bir annenin cumartesi-pazarı ne yoğunlukta geçiyorsa, şimdi benim hafta içi günlerim de o yoğunlukta geçiyor :P

 

Önceki ritimden tek fark artık pazar günü çeşit çeşit yemek yapıp buzdolabına atmak zorunda değilim. Her gün taze taze günlük yapıyorum yemekleri.

 

Geçen hafta boyunca evde sürekli yapacak şeyler buldum. Zaten defterime bir yapılacaklar listesi hazırlamıştım. O listenin daha yarısına gelebildim. "Hazır evdeyim" mantığıyla girince işlere, bir türlü bitmiyor :) Bir tek cuma günü kendime izin verdim ve önce saçımı kestirmeye sonra da sinemaya gittim. (*sinema maceramı ayrıca yazacağım :) )

 

Yapılacak işlerin ilk sıradaki acilleri bitti. Bu yüzden artık araya keyfi şeyler de almaya başladım. Aciller neler miydi, buyrun;

 

- Dafne'nin yazlık/kışlık değişikliği

- Küçülenlerin ayrılması

- Selen'in dolabındaki her şeyin yıkanıp ütülenmesi!!!

- Doğum çantasının hazırlanması (*evet artık doğum çantam hazır, aceleci bıdığa karşı annenin önlemi- vol.2 :))

- Doğumda hastane odasına asılacak süslerin hazırlanması(*çok küçük detayları kaldı ama olsun)

- Misafir yatak odasının uzun süreli kalacaklar için yeniden toparlanması

- Yazlık/kışlık ayakkabı değişikliği

- Mutfak dolaplarının toplanması

- İlaç kutularının ayıklanması

- Salondaki konsolun çekmecesinin toplanması (*kulağa çok önemsiz bir detay gibi geliyor ama elimize gelen her önemli(!) şeyi buraya attığımız için toplamak epey zorladı beni) 

 

Geriye neler kaldı;

- Bizim yazlık/kışlık giysilerin değiştirilmesi

- Dafne'den ayırdığım küçülmüş giysilerin bazanın altından çıkartılıp aylara göre ayrılması ve yıkanıp tekrar hazırlanması

- Salondaki kitaplığın toplanması (*merdivenin altına boydan boya yeni bir kitaplık yaptırmadığımız sürece ben ayda bir burayı toplamaya mahkumum)

- Dafne'nin oyuncaklarının elenmesi

 

Aaaa bitti liste :) İyi neyse ki fazla işim kalmamış.Geçen hafta kırtasiyeden aldığım yeni fırça ve akrilik boyadan sonra dün duvara yapacağım aile ağacımızın eskizlerine başladım.(*bununla ilgili de ayrıca yazacağım)

 

Şimdi geleyim bu yazıya ismini veren konuma. Geçen gün liseden bir arkadaşımla haberleştim. Dafne'den birkaç ay küçük bir oğlu olan çalışan bir anne kendisi. Yazışmamızda kelimelerinden o kadar enerji fışkırıyordu ki, resmen ışıldayan sesini de kulağımda canlandırdım :) Biraz imrenerek, biraz da kıskanarak okudum yazdığı her şeyi. Ve sonra aynı hayatta nasıl paralel evrenlerde yaşadığımızı gördüm. Şimdi Banucuğumun izniyle rüya gibi hayatından bahsedeceğim :)

 

İstanbul'da yaşamasına rağmen İstanbul'un kötü tarafına çok da tanık olan bir insan değil kendisi. Hem maddi imkanlarının buna desteği var, hem de kendi pozitif bakış açısının. Her fırsatta İstanbuldaki kalabalıktan yakınan, trafiğinden dert yanan kişilerden de değil. İşi-evi arasındaki mesafe güzel bir boğaz havası almaya yetecek kadar.

 

Sabahları oğlunu okuluna bırakıp işe gidiyor. Kendini sıkmadan, üzmeden, bizim gibi hedef kartı saçmalıklarıyla boğuşmadan çalışıyor. Öğlenleri canı isterse iş yerinde yiyor, isterse de arkadaşlarıyla bir kaç adım yürüyüp plazaların arasından alışverişe dalıyor.

 

Saat 16dan sonra annesi ve babası gidip oğlunu okuldan alıyor. Anneannesinin ikindi aperatifi yaptırdığı şeker küpü, banyosunu da yapıp akşam annesinin gelişini bekliyor. Annesiyle babası geldiğinde, anneanne akşam yemeğini de hazırlamış oluyor ve hep birlikte yemeklerini yiyorlar. Biraz çay keyfi, biraz meyve derken uyku saati geliyor. Eve dönüş yolunda küçük bey uyuyacağı için pijamalar giyilip öyle biniliyor arabaya. Mışıl mışıl uyumuş tatlı yatağına yatırılıyor."Uyumak istemiyorum, masal anlat, kitap oku" sesleri yok evde. Anneannenin gün içinde yıkayıp ütülediği giysiler dolaba yerleştiriliyor. Anne-baba oturup rahatça bir film izliyor artık. Maşallah(*gerçekten çok imrendiğim için nazarım değmesin diye özellikle yazdım) küçük bey gece uyanmadığı için de sabaha kadar temiz bir uyku çekiliyor. Hafta içi 5 gün bu tempo devam ediyor. Cuma akşamı olunca anne ve baba biraz daha geç geliyorlar anneannenin evine. Bazen arkadaşlarla yemeğe, bazen de gece eğlenmeye gidiyorlar. Eğer çok geç döneceklerse o akşam küçük bey anneannesinde kalıyor. Anne-baba cumartesi sabahı kalkıp kahvaltı yaptıktan sonra gidip oğullarını alıyorlar. Birlikte dışarıda zaman geçiriyorlar. Hafta içi evde yemek yenmediği için çok fazla market alışverişi yapmaya, haftasonu yemek hazırlamaya da gerek kalmıyor. Hatta bazen anneanne cuma akşamından hazırlanmış yemekleri de veriyor. Haftada 1 gelen temizlikçi de cumadan evi pırıl pırıl yapıp çamaşır-ütü her şeyi hallettiği için haftasonu tamamen keyfe kalıyor.

 

İşte bunları okurken bazen gözlerim doldu :) Vay be dedim, paralel evrende ne hayatlar var. Allah düzeninizi bozmasın Banucum ve herkese de sizinki gibi bir yaşam nasip etsin inşallah :)

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon