Ben Nerdeyim?

06.02.2014

Bazı sabahlar kalkıp başka bir yerde olduğumu hayal ediyorum. Mesela turkuaz rengi bir denizin kenarında ya da yemyeşil bir ormanın içinde bir kulübede. Ya da en basitinden evlendiğimizde yaşadığımız ilk evimizde. 

 

Sene 2007, aynı sitede aynı blokta 1+1 stüdyo dairede oturuyorduk. Toplam 90m^2 idi ama bize yetiyordu. Açık mutfaklı salonun yanında yatak odası, banyo ve çamaşır odası vardı. 2 oda için 2 takım mobilya yetmişti. Ne ortalara dağılmış oyuncaklar, ne de yıkanmayı bekleyen kusmuklu çamaşır dağı olurdu. Sen kaçta kalkarsan o saatte başlardı gün. 

 

Sene 2010, Dafnenin doğumuyla sallandı dünya. 

Sene 2013, Selenin de gelişiyle çalkalandı. 

 

4seneye yakın zamandır sabah kalkmak için alarm kurmuyoruz. Hafta içi, hafta sonu, bayram, tatil farketmiyor bizim kalkış saatimiz için. Dafne uykuyu sevmeyen bir bebekti. Şimdi de uykuyu sevmeyen bir çocuk. 1 dönemlik okul hayatında henüz uyuyakalıp okula geç kalmışlığı yok. 

 

Selen de Dafneye göreceli olarak biraz daha uyuyan ama yine ortalamanın altında kalan bir bebek. 8-9 saatlik gece uykusu ve 2-3 saatlik gündüz uykusu yetiyor ona. Dafnenin yaşıtları bile bundan fazla uyurken, Selenin yaşıtları (*ya da henüz ay cinsinden olduğu için ayıtları mı demeliyim:)) günde 18-20saat uyuyormuş. Bana denk gelmedi anlayacağınız uyuyan çocuk. 

 

İki kardeş arası ideal yaş farkı 3diyenler artık eminim ki bunu tecrübe etmemişler. Hani meşhurdur ya kendi yaşadığına zor deyip, hiç bilmediğine çamur atmak. Bence 3yaşla ilgili söylenen de bundan ibaret. Yoksa 3yaş arayla çocuk büyütmüş herhangi birinin bunu tavsiye edebileceğini düşünmüyorum. 

 

Benim Seleni doğurduğum günün ertesi günü bir arkadaşım ziyaretime gelmişti. Çocuk büyütmeyi bizim kadar abartmayan "rahat" çocuk taraftarı bir anneydi. Ona iki çocuklu hayatı sorduğumda "her nasıl olursa olsun yeni bebek değil anneyi yoran, asıl büyük çocuk bitiriyor seni" demişti. Ve eklemişti"bazı zamanlarda büyük kızım o kadar kontrolden çıkıp beni o kadar yoruyordu ki, onu zincirle kapının önüne bağlamak geliyordu içimden". Bunu duyunca yok artık demiştim. Ama doğruymuş. 

 

Selenin geldiği ilk zamanlarda Dafne gayet sakin bir çocuktu. Hatta çocuk gelişim uzmanına gittiğimde ne kadar pozitif olduğunu, olayları içine atıp kabuğuna çekilmesinden korktuğumu yazmıştım. Meğer benim bızdık kızım daha yeni açılıyormuş. Başka örneklerde duyduğum gibi tekrar emzik isteme, biberonla süt içme, altına kaçırma yok çok şükür. Ama Selenin her ağlayışında o da garip sesler çıkartıyor, böğürür gibi :) Selenin de acıktığında, gazı ya da uykusu geldiğinde ağladığını düşünürsek buyrun hesaplayın evdeki sesleri. 

 

Sadece bununla bitmiyor tabi. O da sürekli kucakta gezmek istiyor. Bir tarafta 6kgluk, diğer tarafta 15kgluk iki kızdan bahsediyorum. Mecbur alıyoruz tabi. Ayrım hissetmesin diye istediği herşeyi yapıyoruz özetle. Kısaca sömürülüyoruz şu aralar :)

 

Okulların da tatil olmasıyla sabahtan akşama 7*24 köle hayatım devam ediyor. Bu haftayı da hayırlısıyla atlatsak biraz rahatlayacağım. Çocuklu hayat zormuş, hem de iki çocuklusu. 

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon