Yatak Odası

11.02.2014

Doğum izniyle birlikte eve çıktığım haftalarda başladım evdeki küçük değişikliklere. Salondaki koltuk takımı ve halıfleksimizin bej rengi olduğunu söylemeye artık 1000 şahit lazım. Halının değişik yerlerinde değişik lekelerle motifler oldu resmen. Bu sene onları değiştirme kararımızı, gelen çocuk haberiyle askıya almıştık. Yine açık renk mobilya almayı düşündüğüm için mevcutlarla ikinciyi de büyüttükten sonra değişikliğe gitmem daha akıllıca olacaktı. 

 

Salona dokunmamışken evin diğer yerlerine el atayım dedim. Üst kattaki aile ağacının son halini de hala paylaşamadım. Bir sonraki trend yazımın konusu o olsun. 

 

Çocuk sayısı ikiye çıkacağı için "Dafnenin odası"nı "çocuk odası"na dönüştürmek kaçınılmazdı tabi. Oraya el atarken 3 senedir bizim odada bulunan bebek-çocuk karyolası da artık odamızdan ayrılmış bulunuyor. Bu fırsatla yatak odamıza da küçük dokunuşlar yaptım. 

 

Mobilya grubumuzu evlendiğimiz ilk eve göre almış olsak da özellikle yatak ünitesi(*yatak başı ve etajerler de dahil) ve makyaj masam sanki ölçü alınıp da bu eve göre yapılmış kadar rahat oturmuştu. Yere yakın Japon yatağımızın stilinden çok memnun olduğum için bir yerleri kırılıp eskiyene kadar değiştirmeyi düşünmüyorum. (*süper keskin hatları ve sivri köşeleri çocuk büyütmek için çok ideal değil belki ama her zaman da "form follows function" olmaz değil mi?:) )

 

Mobilya takımına dahil olan sandık son zamanlarda kendine güzel bir yer bulurken, yine aynı takımın şifonyeri önce yatak odamızdan misafir yatak odasına transfer oldu, daha sonra da başka bir eve. Eski evde kullandığımız giysi dolabımızı da bu evde giyinme odası olduğu için misafir odasına taşımıştık. 

 

Şimdi gelelim neleri değiştirdiğime. Venge mobilya grubunu şimdiye kadar turuncu ve kahverengi ile kombinlemiştim. Perdelerimizin tülü turuncu, fonu kahveydi mesela. Okuma lambalarımız bej-sütlü kahve arasıydı. Odadaki mum, heykel, kuru çiçek ve duvardaki resimlerimiz hep bu renklerdeydi. Selenin gelişiyle birlikte hayatıma giren mor en çok yatak odamızda kendini gösterdi.

İlk iş perdeleri değiştirmek oldu. Mutfaktaki gibi yatak odamızda da cumba yapısında frenchwindow var. Salonumda kullandığım gibi Japon perdeler Japon yatağıma çok uygun olsa da kullanamadım bu yüzden. Boydan boya cam olan cephenin en basit ısı yalıtım yolu kadife perdeler oldu. Acı kahve kadifelerin arasına mor tüller kıvrılıverdi.

Tavandaki sarkıt ve okuma lambalarımız yerlerini mor olanlara bıraktı. Sarkıtı seçerken epey zorlandım. Ampulün doğrudan gözükmediği endirekt aydınlatmaların arasında mor olanlardan beğenebilmem zaman aldı. Zaten yatak odasının en son tamamlanan eşyası da bu oldu. Parçaların kendi içinde hareket eden yapısı sayesinde aynı ürünü alan iki kişi bile farklı şekilde kullanabilir bu sarkıtı. Kullanım özgürlüğü çok fazla. Üstelik duvarda yarattığı ışık oyunları da ilgi çekici.

Okuma lambalarımız önceden mobilyaya sabitlenenlerdendi. Onların yerine küçük ama işlevsel olanları bulmak da zor oldu. Sanırım odada en zor seçtiğim şeyler aydınlatmalar oldu. Üniversitede Bitirme projemi aydınlatma tasarımı üzerine yapmanın negatif etkisi belki de. İşin içine daha çok girdikçe, daha çok göze batıyor her şey. Dökülen boya formu akışkan bir hareket katıyor bence. Abajurun tepesi de kova uyarlamalı. Keten kumaşın parlak plastikle kombini, tavandaki sarkıtın parlak parçalarını devam ettirir gibi. 

Çocuk karyolasının yarattığı yer sıkışıklığı yüzünden makyaj masamın altına sıkışmış sandığım sonunda layık olduğu yeri buldu. İçindeki saten geceliklerin kullanılması henüz sözkonusu olmasa da, kapalı haliyle camın önünde işe yarar bir puf oldu. Sabah erken kalkan Dafne ile sokağın ilk ışıklarını burdan izliyoruz bazen. 

Can'ın beni istemeye gelirken getirdikleri 120cmlik dev cam vazom 6sene boyunca yatak odamda başköşeyi alırken, birkaç hafta önce temizlikçi ablanın kontrolsüz gücünden kaçamayıp paramparça oldu. İtalyadan getirip içine yerleştirdiğim kahverengi dal heykellerim ise bir süre sahipsizce duvara yaslanıp bekledikten sonra başuçlarımızda yerlerini aldılar. Tabi henüz odasında uyumayan Dafnenin masal kitapları, Cd'leri ve cd çalarından yer kaldığı ölçüde :)

Duvardaki saati de çok gezip karar veremedikten sonra bir gün Leroy Merlinde görüp aldım. Makyaj masamın olduğu duvara sadece saat asmak istediğim için büyük bir saat olsun istedim. Ama uykusuz gecelerde bakıp da daha çok moral bozmasın diye saat fonksiyonu ikinci planda kalacak bir şey aradım. Ve bunu buldum. Saati duvara takmam uzun sürdü çünkü Can duvara çivi çakmaya izin vermiyordu. Ev sahibi kızıyor diye çivi çakamayan kiracılar gibi, kendi evimize çivi çakmadan yaşıyorum (*Duvardaki tüm çerçeveler çift taraflı bantlı). Neyse sonunda izin verdi de astık ki daha ilk gününde saat bozuldu. İki kez tamirciye gidip geldi. Saatten ümidimi kestiğim sırada bir de saatin %50 indirime girdiğini gördüm ki saati fırlatıp atasım geldi. Şimdi sağlam bir şekilde duvarda asılı. 

Yatağın üstündeki üç çerçeve de daha önceden alıp uygun yeri bulamadığım resimlerle dolu. Taş ve orkide kombinasyonları Japon konseptime gayet uydu. Hele de saatimin içindeki mor orkidelerle cuk oldu :)

Makyaj masama bakınca hiç de makyaj masasına benzemiyor değil mi? Üzerinde hiç malzeme olmadığı için. Saplantılı şekilde olmasa da evde feng shui detaylarına dikkat ediyorum. Yatak odamda ayna bulundurmuyorum, en azından yatak odamın uyku bölümünde. Aynanın enerji dolaşımını devam ettirdiği için kalitesiz uykuya, dinlenemeden kalkmaya neden olduğu doğru geliyor bana. (*gerçi dinlenerek kalkabilmek için önce yeterince yatabiliyor olmak lazım ama bu günler de geçecek inşallah). Bu yüzden makyaj masamın üzerinde ayna da yok, aymaya bakarak kullanacağım malzemeler de. (*banyoya koydum onları).

Makyaj masamın çekmeceleri takılarımla dolu, üzeri de süs objeleriyle. Kılıç, Can'ın orijinal aikido kılıcı. Temizliğe gelen kadınlar zarar verir diye kıyamıyor ama Japon konseptli odaya cuk olduğu için benim çok hoşuma gidiyor sergilemek. Köşedeki vazolarda ise kurutulmuş lavanta, mum ve çakıl taşları var. (*Bu vazolar farklı zaman ve sebeplerde annemin bize yolladığı çiçeklerin vazoları. Onlarcasının içinden aynı olan üçünü seçmiştim.)

Yatağın tam karşısındaki duvar şuan boş. Önceden, evlenirken İstanbulda köprünün ayağındaki kasırda çektirdiğimiz dış mekan fotolarından biri vardı büyük boy. Oradaki sarışın kadının annesine benzemediğini söyleyen Dafne sayesinde resim oradan kalktı. Ve yerine henüz birşey gelmedi. Aklımda bir duvar yazısı fikri var ama zamanla eskimeyecek, her gün yattığımızda görmekten sıkılmayacağımız bir söz bulmam lazım. 

Nevresim takımını sevgililer günü için aldım English Home'dan. Renkleri solmasın diye 30derecede yıkamamı önerdi satış görevlisi. Çocuklu bir evde 30derecede nevresim mi yıkanır hiç! Bakalım ne kadar dayanacak renkleri :)

Yatak odamızın yatma bölümü bu kadar. Bu bölümü ebeveyn banyosu ve giysi odasından ayıran kemere ip perde ile paravan yapmak istiyorum ama önce güzel bir mor tonunda perde bulmam gerekiyor. 

 

 

Ebeveyn banyosundaki paspas-havlu ve banyo takımlarının da(*sabunluk vs.) mor renklerde olduğunu söylemem gerek yok sanırım :)

 

Giysi odasına herhangi bir değişiklik yapmadım. Buranın lambası beyaz gün ışığı veriyor ki giysi seçimi hatalı olmasın. Başka da müdahale edebileceğim bir şey yok içeride. (*raflara mor şerit çekmeyi düşünmüştüm bir ara ama zaten giysilerden dolayı içerisi çok renkli, daha fazla boğmak istemedim). 

Giysi odasının tam karşısındaki ayna boyda yeterli ama ende dardı. İki tarafına ilave aynalar ekleyerek genişlettim. Özellikle yanımda Dafne varken daha rahat sığar olduk :)

Odada yaptığım son değişiklik ise giriş kapısında. Bu eve taşındığımız ilk zamanlarda kapıda bir poster vardı. Can'ın ve benim küçüklüğümüzden beri olan resimlerimizin film şeridinde sıralanmış hâli. Ne zamanki Dafne büyüyüp yürümeye ve boyu bu postere yetişmeye başladı poster de her geçen gün daha çok darbe aldı. Sağını solunu yapıştıra yapıştıra idare ettik bir süre ama sonra attık çöpe. Şimdi ise sadece mor bir kalp var. Belki daha anlamlı hepsinden. 

 




İşte benim ilk konsept oda dekorasyonu maceram böyle. Yaptıklarımın hepsini tamamlamam birkaç ay aldı. Bu sürede istediğimi bulamayacağım diye karamsarlığa kapıldığım anlar olsa da çok keyif aldım. İç mimarları bir kez daha kıskandım :)

 

Bu köşenin bir sonraki yazısı aile ağacımız olacak..

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon