İşte Zayıflama Sırrım

12.06.2014

12 Kasım 2013te, yani Selenin doğumundan 1 gün sonra, çok şükür ikimizin de sağlığı yerinde olarak hastane çıkışımızı yapmış, öğleden sonra kendimi Dafnenin okul kapısında onu beklerken bulmuştum. Annemin "aman kızım hastalanırsın", anneannemin "aman yavrum daha kırk günün değil, kırk saatin bile çıkmadan dışarı çıkma, nazar değer" sözlerini gözardı etmiştim. Çünkü Dafneyi sabah okula ben bırakamadığım için muhakkak akşam ben almalıydım. Kendini ikinci plana atılmış, önemsenmemiş hissetmesin diye başlayan yoğun tempo bir an olsun düşmedi takip eden günlerde. Ben her geçen gün daha çok kilo verdim, vücudum daha hızlı toparladı. Nasıl zayıfladığımı soranlara, içinde bulunduğum koşturmacayı anlatıyordum ama bana inanmayan gözlerle bakıyorlardı. Zira iki çocuklu pek çok anne vardı henüz kilo veremeyen. İlk doğumda toparlaması kolaydı ama aynı hızlı kilo alış-verişini bir kez daha yaşayan bir vücudun tekrar eden süreçteki direnci aynı değildi. Benim bu kadar çabuk kilo verişimin arkasında bir sır yatıyor olmalıydı :)

Hamilelik dönemimde görüştüklerimiz bilirler, çok da iri bir hamile değildim. Dafnede 15 kilo, Selende 16 kilo almıştım hamileliğimde ama bu kiloların neredeyse tamamı göbeğimde toplanmıştı. Kollarım bacağım kadar, bacaklarım da belim kadar olmadan tamamlamıştım hamileliklerimi. Canım arkadaşım Jalenin tanımıyla "nohut yutmuş solucan" gibiydim :) Belki de bu yüzden daha kısa sürdü eski halime dönmem. Hatta eskisinden de ince olmam. Dafneye hamile kaldığımda 36 beden 47 kilo idim. 1 sene geçmeden 34 beden ve 45 kiloya düştüm, ve birkaç kez işyerindeki diyetisyen kontrolünde +diyet uygulamaya başladım, kilo alabilmek için! Çünkü çok zayıf olmak da bedenimi güçsüz kılmaya başlamıştı. Selene hamile kaldığımda 34 beden 45 kilo idim. Aradan geçen 6 ayda 34ten 32ye kaymaya başlayan beden ölçüm bende yine alarm zillerini çalıyor şu aralar.

Neyse gelelim şimdi zayıflama dönemimdeki sırrıma. Tek başına diyet bir işe yaramaz biliyorsunuz. Her diyetin en iyi arkadaşı koşma-yüzme-yürüyüş gibi bir fiziksel destektir ki, vücut sadece incelmekle kalmasın aynı zamanda sıkılaşsın. Bugüne kadar uyguladığım program aynı şekilde devam ettiği için yakın dönemden bir günümü yazacağım ki, örneklemeyle anlatmış olayım :)

Gece boyu 8-10 kez kalkılır. Bunların bir kısmı kabus gören ya da öksüren Dafne içindir, diğerleri de diş çıkarttığından keyfi olmayan Selen için.
Sabaha doğru 5 ya da şanslı bir günse 6ya doğru Selen ile gün başlar. Maması içirilir, bezi değiştirilir, biraz oyundan sonra tekrar uykuya dalar.
Tam da bu sırada, yani yaklaşık 7 gibi Dafne uyanır. Gece kaçta yatmış olursa olsun, bir önceki gün öğle uykusu uyumuş ya da uyumamış olsun, kalkış saati hiç değişmez. "Patlıcan yattı, biber kalktı" denir ya, o sırada anne uyanıktır hep :)
İki çocuk için mükellef bir kahvaltı hazırlanır. Çocuklara iyi örnek olmak için onlara zorla yedirilen her şeyden anneye de konulur. Önce Dafnenin kahvaltısı yaptırılır. Bu sırada anne ağzına hızlıca bir kaç lokma atarsa şanslıdır. Dafneyle birlikte dişler fırçalanır, okul yolu tutulur.
Eve dönünce Selenin kahvaltı zamanıdır. Onunla birlikte de bir kaç lokma yenir. Bardağa doldurulmuş çay çoğunlukla 2-3 kez tazelenir, soğumadan içilemediği için. Masadan çocuklar tok, anneleri ise tıkanmış bir şekilde kalkar.
Hani diyetisyenler der ya "yavaş yiyin, ilk lokmadan sonra ara verin, 20 dakika sonra devam edin yemeğe, çünkü arada beyin doydum sinyalleri gönderir". İşte ben de doğru düzgün bir şey yemesem de doydum sanırım kendimi, kalkarım sofradan.
Sonra gün boyu sıkı spor zamanı. Selen uyanıkken onunla ağırlık kaldırma, yürüme, yerlerde jimnastik hareketleri derken vucüt aldığı 3-5 kaloriyi de yakar bitirir.
Öğle yemeği saati evin aslında en sakin zamanıdır(haftaiçinde yani!). Fakat bu sessizlik o kadar tuhaf gelir ki anneye, çocuklarına bir şeyler hazırlamaya alıştığından, kendi için yemek yapmaya üşenir. Ayaküstü birşeylerle geçiştirir. Ya da şanslıysa annesi ya da yakın arkadaşlarıyla yemeğe buluşur, hem karnını, hem gönlünü doyurur.
Öğleden sonra 4te Dafneyi aldıktan sonra yapılan spora uzay yürüyüşü, takla, depar da eklenir. Meyve saatinde kızlarıyla birlikte limitsiz meyve yer. Sağlıklı beslenme için en iyisi bol meyvedir.
Akşam yemeği için bu sefer daha yorucu bir maraton başlar. Dafne-Selen ve Can için ayrı ayrı yapılmış yemekler sofraya dizilir. Annenin yemek süresi, kızların iki lokmaları arasıdır.
Akşam sporu niyetine kızların peşpeşe banyo yapışları, kalan tüm enerjiyi süpürür. Yatmadan önce mutlaka 1 bardak süt içilir ki kemikler kuvvetli olsun.
Uykuya dalma sürecinde de bol bol mekik-şınav hareketi yapılır. Dafnenin uyumak istemeyişleri ve Selenin uykuya dalamayışları bu hareketlerin temelini oluşturur. Yat-kalk-yat-kalk-hop!
Günün son sporu da yapıldıktan sonra yatakta biraz kitap okuyarak beyin jimnastiği de yapılır ve resmen sızılır. İyi bir geceyse 2-3 saat deliksiz uyunur, sonra yatış-kalkışlarla dolu gece temposuyla gün başa sarılır.

İşte böyle benim beslenme ve spor programım. Bunları uygulayınca ne sarımsak çayına, ne yeşil kahveye ihtiyacınız kalmaz. Zayıflayacağım diye kendinize zaman ayırıp hem kilo veremedikçe sinirlenip hem de çocukları ihmal etmektense, kendinizi çocuklarda unutup farkında olmadan kilolardan kurtulursunuz bu yöntemle.

Kocaman bir balon gibi şişmiş ve inmiş bir göbeğin tekrar kocaman şişip inmesinde oluşabilecek bütün deformasyonları önlemenin garanti yolu budur bence. :)
Sağlıklı, dinç günler olsun..

Güncellemeler için

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon