Hoplayalım Zıplayalım

24.03.2014

Benim için çooook uzun sayılacak bir süredir yazmadığımı farkettim. İki çocuklu hayat şöyle zor, böyle zor değil sebebim. Son zamanlarda feci halde kitaba kaptırdım kendimi. Son 5 haftada 3 kitap bitirdim, şuan 4.deyim. Hatta kitaplardan birini 3 günde bitirdim ki kendi rekorumu kırdım. Daha önce yaz tatilinde 3 günde kitap bitirmiştim. Ama tabi o zaman sadece 1 çocuk vardı ve hamileydim. O zamanlara yoğun geçiyor derken şimdiyi düşününce asıl rekoru şimdi kırmış oldum herhalde.

Güncellemeler için

daha önce instagramda da paylaştığım 3 günde biten kitap :)


Bu kitap trafiğinden fırsat bulup da yazamadım işin özü. Gerek benim hayatımda, gerek ülke gündeminde neler neler oldu. Bazen küçücük çocuklara üzülüp ağladık, bazen kısıtlanmış özgürlüğümüze sinirlendik. Ve ülke cephesinde yaşadığımız olaylar farkında olmadan hep öfke biriktirdi içimizde. Daha da dolduk yaşananlar karşısında. Her geçen gün daha kötüye giderken en çok çocuklarımızın geleceğine kaygı duyar olduk. Tabi sadece öfkelenmek ve kaygı duymak kurtarmaz ne bizi ne çocuklarımızı. Yasal yollardan sesimizi çıkarmalıyız. En basitinden oyumuzu kullanmalıyız! Bize sunulmuş en sade seçim hakkı bu. Kimi tatile gidip ihmal etti, kimi ikametgahını bile almaya üşendi. Oysa onlar dağdan bayırdan topladı oyları.

Nerden nereye geldim yine yazarken. Ama böyle bir ülkede yaşayıp sinirlenmemek mümkün değil. Ben döneyim yine yazmaya başlama konuma. Selen 4 ayı doldurdu bu arada. Hala çok zor olsa da en azından günlük tempoyu oturttuk ve alıştık bu düzene. Ben de evde olmayı fırsat bildim. Evle ilgili ve kızlarla ilgili şeyleri hallettikten sonra sıra kendime geldi nihayet.

Ne zamandır aklımda kendimi dışarı atıp spor yapmak için bir sebep yaratmak vardı. Kendi çapında göleti, ağaçlıkları, parkları ve de yürüyüş parkuru olan bir sitede en doğal şey çıkıp yürümek değil mi? Yapamadım ama ben aylardır. Havanın soğuk oluşu kırdı şevkimi. Güneşliyken de çocukları alıp çıktım hep. Eeee nerde kaldı benim sporum :)

Salon sporlarını oldum olası sevmem. İstanbulda yaşarken kick-box yapardım. Bursa'ya taşınınca bulamadım uygun bir salon. Zaten kickbox dersi azdı, olanlar da pek kadınların katılabileceği gibi değildi. Sonra FSMde otururken bir spor salonuna kaydoldum. Ama neden salonları sevmediğimi hatırlamış oldum. Birbirini izlemeye gelen tiplerdi beni rahatsız eden. O ortamı piyasaya dönüştürmeye çalışanlar yani. Derken iki sene sonra geçirdiğim astım krizlerinde yogayla tanıştım. Amacım doğru nefes egzersizleri yapabilmekti. Çok da yararlı oldu. Hatta Dafneye hamileliğimde bile devam ettim yogaya. Çocukla birlikte rafa kalktı tabi. Şimdi ikinci çocuktan sonra tekrar hayatıma sokmam gerekiyordu sporu. Çok şükür doğum kilolarıma ilgili bir derdim yok. Dafneyi doğurduktan sonra olduğu gibi Seleni doğurduktan 1 ay sonra da verdim fazla kilolarımı. Ama kalp sağlığı ve vücudun direnci için yeterli değildi kilo vermek. Aynı zamanda dinç tutmak da gerekiyordu bedeni ve zihni. Etraftaki alternatifleri araştırırken yine sitenin spor salonu yetişti imdadıma.

Haftanın 3 günü plates, 1 günü de zuma dersleri var. Ben platesi tercih etmedim mekik, şınav ve benzeri yorucu hareketler daha fazla kalori yakmama neden olur diye. (*zaten annem de gözümün içine bakıyor daha da kilo vermemem için :) ). Ama zumba gerçekten eğlenceliymiş. Dans etmeyi oldum olası sevmişimdir. Üniversitedeyken Arjantin tangoya gitmiştim. Evlenmeden önceki dönemde de ablamla salsaya gitmiştik. Hocanın bana "odun gibi durma" deyişinden sonra dans dersleri benim için bitmişti :) Dafneyle Kinectte yaptığımız danslar yeter olmuştu. Ama şimdi hem bangır bangır müzikte dans ediyor hem de kardio hareketleri yapmış oluyorum. Spor salonunun bloğun 26.katında olması ve derslerden sonra diğer site sakini annelerle kah ve içiyor olmak da ayrıca keyifli tabi :). (*doğum izninden dönünce bunları özleyeceğim).

Şimdi haftanın 1 günü 1 saatim tamamen kendime ait artık. O 1 saat boyunca ne çocuklarla ilgileniyorum, ne evle, ne kocamla. Düşünmüyor muyum, tabi ki düşünüyorum. Gidip gelirken bile elimde telefon oluyor. Ya konuşuyorum birileriyle ya da ayak üstü internetten birşeyler araştırıyorum. Ama müzik başlayıp da bedenimdeki tüm kasların varlığını hissetmeye başlayınca "oh be" diyorum :)

Benim zumba maceramla birlikte Dafne de bana takılıyor "anne biz de okulda hoplayalım zıplayalım daldan elma toplayalım diye spor yapıyoruz" diyor. Kurt kocayınca kuzuların maskarası olurmuş :)

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon