Hızlı Özet

30.04.2014

Ne zamandır yazamadım yine. Çok özledim bu sefer yazmayı. Arada 2 kitap bitti. Türlü türlü aksiyonlar yaşandı. Yarın bir aksilik çıkmazsa bu senenin ilk tatil kaçamağını yapıyor olacağız. Araya daha çok zaman ve daha çok olay girmeden yazmam gerekiyor artık dedim. Ve doya doya aklımdaki her konuda yazayım istiyorum bu sabah. Diğer konulardaki yazılarıma geçmeden önce de hızlı bir özet geçeyim neler oldu bu sürede..

Selen 5,5 aylık, Dafne 3,5 yaşında oldu :) İkisinin de kendi içinde gelişim basamaklarını takip ettik. Selen çok iri bir bebek değil. Dafnenin o aylarındaki kadar uzun boylu ve kilolu değil mesela, sanki daha minyon olacak. Bu yüzden daha çok kendime benzetmeye başladım. Bana ya da ablama benzetenlerin sayısı da artıyor gün geçtikçe. Bana benzemediği tek yönü göz rengi oldu. Dafne gibi 6. ayda döner belki göz rengi diye pek kesin konuşmuyordum ama henüz bir değişiklik olmadı. Sanırım böyle kalacak gözleri. Ama babasınınkiler gibi yeşil değil, daha maviye yakın şuan. Belki tonu değişir zamanla.
Daha sakin bir bebek, babasına çekmiş derken, Selen de bir döndü pir döndü. Şimdi kımıl kımıl yerinde durmayan, bir an olsun sessiz kalamayan ve etrafından sürekli ilgi isteyen ikinci bir kızımız var artık. Allah Can'a sabır versin. Çok konuşan, çok ilgi isteyen bir kadından sonra şimdi de onun iki küçük versiyonu var etrafında :)  
İkinci çocuklarla ilgili söylenenler birer birer doğru çıkmaya başladı. Dafneyle kıyaslamak istemesem de aynı anne-babanın iki çocuğu olarak ister istemez kıyaslıyorum. Dafne de erken konuşmaya başlamıştı ama ilk sözcükleri söylediğinde 6,5 aylıktı. "baba, dede ve mama" demişti. Şimdi Selen yaklaşık 10 gündür net bir şekilde kelimelere başladı, ki Dafneden de erken konuşmuş oldu. Fiziksel gelişimi Dafne kadar değil ama motor gelişimi çok daha önde gidiyor şuan. Tabi ki onun da ilk sözcüğü "baba". Diğeri ise "abla" :) Ömür boyunca bu sözcüğü seve seve, doya doya kullansın inşallah. Benim ablamı sevdiğim kadar çok sevsin ablasını :) Selene "anne" dedirtmek için hiç kasmıyorum bu sefer. Dafnede epey uğraşmış ve baba, dede, mamadan sonra bir de "karga" demeye başladığında pes etmiştim. :) Zaten bilimsel olarak da aynı sesin tekrarından oluşan kelimelerin daha kolay söylendiği kanıtlandığı için şimdi oluruna bırakmış durumdayım. Ayrıca anne demeyi öğrendikten sonra günün her saati, her şey için "anneee" diye seslenecek muhtemelen. Daha çok duyacağım yani :)
 

 

Artık destekli de olsa oturabilmeye, sağa-sola dönebilmeye ve hatta yerde yüzüstü bırakınca ayağıyla kendini ittirip emekleme girişimine başladı. Akşam yemeklerinde onu da mama sandalyesine oturtmaya çalışıyoruz. Çok uzun sürmüyor tabi keyfi ama hiç değilse 1-2 dakika bile olsa hepimiz aynı masada buluşabiliyoruz.

anneanneye doğru ilerleme çabası :) 

 

Son iki haftadır Selenin kesilmeyen burun akıntısı ve aralarda gelen öksürüğü bizi çeşitli doktorlara sürükledi. Kendi doktorumuz "sanırım bu da alerjik bir bebek olacak" dediğinde ise soluğu yine Gürkan Beyde aldık. Ve bu da onaylandı ki iki kızım da alerjik :(Acaba boğaz-kulak-ciğerde bir hırıltı var mı, enfeksiyon olabilir mi diye bol bol doktorlara taşındığımız, kendi doktorumuzun çalışmadığı bir pazar günü Acıbademde Mesut Bey çıktı yine karşımıza. Dafneyi de bir kez götürmüş ve çok memnun kalmıştık. Bu sefer de biz daha bir şey demeden Seleni komple kontrol etti. Ek gıdalarla ilgili de bize öyle şeyler söyledi ki şaşırıp kaldık. Mesela artık yediğimiz her şeyden çay kaşığı ile Selene tattırmamız gerektiğini, yoksa ileride yemek ayırt eden bir çocuk olacağını söyledi. Ayrıca ağzından çıkartsa dahi 6-7. ayı geçmeden her şeyin tadına bakmayan çocukların ileride yemekteki maydanozu-soğanı çıkartan çocuklardan olacağını belirtti. Canla birbirimize baktık ve "bizim evde aynen böyle bir kızımız var zaten" dedik. Yaşanmış örneğini çok net gördüğümüz için bu sefer farklı bir doktorun tavsiyesini dinlemekte fayda gördük ve Selene bal-balık-bakla-yumurta-süt dışındaki şeylerden tattırmaya başladık. Bakınız Selenin dün akşam köfteyle tanışması :)

 

Şimdi gelelim Dafneme. Alerji testi sonucunda bir şey çıkmadı maalesef. Ama alerjik astım olduğu kesin. Nedenini bilemediğimiz için hap-hava ikilisinin dışında bir şey yapamıyoruz. Geçen 3 hafta içinde 2 kez atak geçirdi. Sıkışık olduğu dönemlerde okula göndermedim. Kendi geçirdiğim astım ataklarından daha kötü bir şey varsa, o da çocuğumun atak geçirişi :( Ama inşallah daha iyi olacak.Dafneye yaptıdığımız alerji testinin izleri yanda. Uygulaması çok kolay ama zahmetli bir test. Tanınmış prof.ların bile mırın kırın edip yapmadığı testi son dönemlerde tanıştığımız va daha önce bahsettiğim doktorumuz Gürkan Bey kendi elleriyle yaptı. Çocuk iletişimi de çok başarılı olduğu için düşündüğüm kadar zorlanmadık :)Hep hastalıklardan mı konuşacağız, güzel şeyler de oluyor tabi. Dafnem 3,5 yaşımda oldu artık. Okul başladığından beri hem fiziksel hem zihinsel ne kadar büyüdüğünü iyice hissettiriyor bize. Kardeşiyle ilgili ise dalgalı bir gelişim sergiliyor. Bazen canım ciğerim deyip "sen büyüyeceksin, benim elimden tutacaksın, birlikte parka gideceğiz" derken, bazen sevgisinin ölçüsünü kaçırıp biraz canını yakabiliyor tabi :) Son dönemlerde bir tur daha Ayşegül hanıma gittik. Arada hırçınlaştığını, özellikle Selen kucağımdaysa yeri göğü inlettiğini söylüyordum ki tepkilerinin gerekli ölçüde olduğunu belirtti. 5-7. aylar en gerilimli dönemlermiş kardeşlerin birbirine alışma sürecinde. Küçük bebek artık içip uyuyan bebeklikten çıkıp tepkiler verdikçe, konuşup güldükçe abla için tehdit unsuru artıyormuş. Dolayısıyla kıskançlıklar bir ileri aşamaya taşınıyormuş. Hiç tepki vermeyip içine atan ama ileride zayıf bağlara sahip olan bireyler olması da, çok tepki gösterip kardeşini içine kapanık hale getirmesi de olabilecek durumların iki uç örneği. Çok şükür Dafnenin tepkileri normal sınırlardaymış.23 Nisanda anaokulu grubu korosu Türkçe ve İngilizce şarkılarla törene katıldılar. Düşündüğüm kadar çok değildi bu katılım ama bu bile çok duygulanmama yetti. Umarım herkes evlatlarıyla böyle gururlu anlar yaşar.

Güncellemeler için

Konser, sinema, tiyatro hariç Dafneyi şimdiye kadar yüksek sesli ortamlara pek sokmuyorduk. Geçen haftalarda Ardanın öğretmeninin kına gecesine gittik. Aslında biz annemlerde kalmaya gitmiştik çoğu haftasonunda olduğu gibi. Ablamlar da uğrayınca "hadi Dafneyi alıp geleyim ben de" dedim. Dafne çok eğlendi. Bir süredir takıldığı uzun saçlı, uzun elbiseli prenses imajını orada pek çok kişide görünce hayranlıkla izledi. Eline kına yaktırdık :) Bol bol da Arda abisinin arkadaşlarıyla kudurdular :)

Dafnenin okulundaki spor şenliğinde çocuklar ebeveynleri ile parkur yarışı yaptılar. Tabi ki Dafne yendi beni :) Tüm aile onun yanında olunca inanılmaz keyif aldı. Tüm arkadaşlarına önce kardeşini, sonra da ilerleyen saatlerde aramıza katılan Arda abisini tanıştırdı :)

Dafnenin sınıf arkadaşı Zeynep ve Selenin potansiyel sınıf arkadaşı Aslı :) 

Ayrıca geçen hafta babasının ve anneannesinin doğumgünlerini kutladık ki kutlu doğum haftası dönemimiz başlamış oldu :)


"Herkes Sihribaz Olabilir" isimli tiyatroya, Rio filmine gittik. Daha da belki bir sürü şey var arada yaptığımız ama hepsini birden hatırlayamıyorum. :)
Zaten iki çocukla geçen ilk yarım senemizle ilgili facee de çok az resim yüklediğimi farkettim. Haftaya Selen 6. ayını doldurmuş olacak. Tatil dönüşü ilk görevim iki çocuklu ilk 6 ayımızı anlatan bir yazı ve fotoğraf albümü olsun. Kısa özet demiştim ama o kadar yazdım ve aralarda Selenin ağlamalarıyla yazı o kadar bölündü ki öğlen oldu bile. Şimdi gidip çantamızı hazırlamam lazım. Diğer konulara da belki aralarda fırsat olur. Şimdilik benden bu kadar :)

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon