Doğum Günü Mü? Yok İstemem..

12.08.2016

Doğum günleriyle ilgili her zaman heyecan duyan biri olmuşumdur. Sadece çocuklarıma hazırladığım temalı kutlamaları kastetmiyorum, kendimin ya da bir başka büyüğün doğum günü de aynı coşkuyu uyandırıyordu bende. Bir insanın dünyaya gelişi, her sene varlığına bir şeyler  katıyor olması önemli bir şey bana göre. Bu yüzden kutlanmalı.

 

Anneannelerinin baktığı hafta süresince, onun da desteğiyle minik kuzularım hazırladıkları kartları, resimleri 1 haftadır çekmecelerime gizlice koyup bana sürprizler yapıyorlardı. Doğum günü sabahında da onların güzel yüzleriyle uyandım. Derken annemle babam koca bir buketle girdiler içeri. Yanında iki küçük buket daha vardı kızlarım adına yaptırdıkları. Ve ben o gün bir kez daha şükretmiştim böyle bir ailede dünyaya geldiğim için. Her zaman dediğim gibi, ailemizi seçemiyoruz, şanslıysak iyilerine doğuyoruz.

Güncellemeler için

Doğum günüm akşamı için yapılmış planlar, programlar bir anda alt üst oldu. Tatlı annem öğle saatlerinde kalbinden rahatsızlanmış ve ben işte olduğum için bana söylemeden akşama kadar çocuklarıma bakmaya devam etmiş. Onlarla parka çıkmış, dondurma yemeğe gitmiş, onları yıkamış.. Ben eve döndüğümde annemin rengi kağıt gibiydi. Sesi çıkmıyor, nefes almakta zorlanıyordu. Bizimle yemeğe gelemeyeceklerini söylediler ve babam onu hastaneye götürdü. Bense aklım annemde kalarak, daha önce planladığımız şekilde ablamlarla buluşmaya gittik. Masaya oturup yemeklerimizi sipariş vermiştik ki babamla konuşunca annemi ambulansla kardiyoloji aciline götürdüklerini söyledi. Yemekleri ve sonrasında kesilecek pastayı masada bırakarak hep birlikte acile gittik. Sonraki saatler benim için tam bir çaresizlik. Annemin durumunu görüp, doktorların bir şeyler yapmasını beklemek, elimden hiçbir şey gelmemesi, ve üstelik durumla ilgili kendimi suçluyor olmak.. Hem fiziksel hem duygusal olarak onu yoran, üzen bendim belki de :(

Bakıcımın annesinin ameliyatı sonrası 1 ay izin alması, ve şu aralar da işi bırakmış olması (evet yeniden bakıcı arama sürecine girdim bir yandan :( ) beni en büyük desteğim olan anneme yönlendirmişti. 1 hafta ben, 1 hafta babaanne, 2 hafta da anneanne olarak bölüşmüştük bu süreyi. Tabi ki benim en rahat geçirdiğim haftalar annemin baktığı haftalardı. Ama unutuyordum ki o da 60 yaşında bir kadın ve bedeninin sınırları var. Gerçi kendini her zaman genç ve dinç hissettiği için o da bunu sık sık unutuyor. Enerjisinin son kırıntısına kadar çocukları ve torunları için çaba gösterince, bedeni iflas etti. Bir önceki hafta öğle ve akşam yemeklerini ben pişirip, sabah kahvaltılarını dahi ben hazırlarken, akşamları gelip gün boyu biriken bulaşıkları toplamak, sofrayı hazırlayıp kaldırmak, sonra çocukları yıkamak, onlar uyuduktan sonra evi toplayıp çamaşırları halletmek beni o kadar yormuştu ki; annemin olduğu haftalar birden cennete düşmüş gibiydim. Gün içi her şeyle o ilgileniyordu. Sadece çocuklarımın çok mutlu olmasından değil, evimin her işinin, ütü dahil yapılıyor olmasından, akşam kurulmuş sofraya gitmekten o kadar memnundum ki, unuttum annemin arada yavaşlaması gerektiğini. Ve üstelik bir gün önce yemek masasında eşimle tartışmama tanık olan annem, duygusal yanı her zaman bedenini daha kolay yıkan taraf oldu tıpkı benim gibi, bu kadar şeye dayanamadı doğal olarak. Tam da doğum günümde bizi korkuttu ve aslında kendimize getirdi. Yoğun bakımda geçen gecenin ardından anjiyo yapıldı ve çok şükür çok çok hızlı bir şekilde toparladı. Hatta o kadar hızlıydı ki, sanki hastalanan o değilmiş gibi birden eski temposuna dönmeye çalıştı.

Bu hafta boyunca ablam annemde kalarak ona destek oldu. Ben daha kendi bakıcı sorunumu bile çözememişken, kimseye faydam olmuyor tabi. Böyle olunca da vicdan azabı çekiyorum, annemin hastalanmasına sebep olup bir işe de yarayamadığım için. 

Ömrüm boyunca unutmayacağım kadar kötü bir doğum günü geçirdim anlayacağınız...

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon