Beni uzun zamandır tanıyanlar bilirler, bayramları tatil olarak görmekten hoşlanan biri değilimdir. Elimden geldiğince

'eski bayramlar' tadında kutlamaya çalışırım. Çocuklara yeni giysiler alırım. Küçük poşetlere mendil, balon, şekerden oluşan bayramlıklar hazırlarım. Büyükleri ziyarete gideriz gibi..

 

Fakat bu sene yeni projeyle alt üst olan hayatımızdan bayramlarımız da nasibini aldı. Bütün yaz aile olarak sadece 1 tur kısacık bir tatil yapabilmemizin bedeli bayrama kesildi maalesef. Ve biz ilk kez bayramda tatile çıktık.

Hem de bir başka ilki gerçekleştirerek, başka bir aileyle. 

Güncellemeler için

 

Günlük yaşam ritmi yüzünden diğer ailelerle kolay uyum sağlayamayan bir aileyiz. Bu yüzden gün içinde 3-4 saatlik aktivitelerin dışında sabahtan akşama birileriyle zaman geçirmek benim için zor bir durum. Hele de tatilde.

Beyaz peynir kıvamındaki cildimiz sayesinde sabah kendini plaja atan, şezlongta yaşayan bir aile olamadık hiç. Kızların öğle uykusu, uzun yola dayanmayan hassas mideleri, gürültülü plajları sevmeyen koca kişisi derken,

birileriyle tatile gitmek hep imkansıza yakındı bizim için. Kırdık zinciri.

 

Dafnenin bebeklik arkadaşı Berra, benim yanında rahat ettiğim nadir arkadaşlarımdan annesi Başak ve iş yerinden de arkadaşımız olan babası Serkan ile bir süredir daha yoğunlukta görüşüyorduk. Serkanla Canın yoğun iş temposu bizi Başakla ortak paydada topluyordu zaten, çocuklarını yalnız büyüten anneler. Bu paylaşımlar bizim uyumumuzu da arttırdı zamanla. Haftada 1-2 görüşmeden yapamaz olduk. Birlikte tatil planlamaya da böyle bir akşam karar verdik. 

 

Yaz başında iki çocukla uçakla Alanyaya babaları olmadan gitmiş olsam da, güneye 2 çocukla arabayla hiç inmediğimiz için gidiş yolumuzu Burdur konaklamalı planladık. Biz sabahın köründe (5te) yola çıktık. Öğlene vardık Burdura zaten. Şehir turu yaptık. Karı-koca en sevdiğimiz şeylerden biri de hiç bilmediğim yerleri kaybolarak keşfetmek olduğundan çok keyifli oldu bu küçük gezi. Zamanında yurt dışında alıp başımızı haritasız, rotasız gezmişliklerle, şimdikiler kıyaslanamaz tabi 2 çocuk girince devreye.

Lakin sınırlarımızı da epey zorluyoruz her geçen gün :)

 

Burdur bizim büyüdüğümüz yıllarda kalmış bir şehir. Hiç AVM yok mesela şehirde. Barlar sokağı, kafeler sokağı, mağazalar sokağı var. Merkezinde küçük dükkaları var. İstasyon kenarında çok güzel bir park-çay bahçesi var. Her meydanda Atatürk heykeli ve sözleri var. Yani benim çocukluğumdan hatırladığım, bir şehri güzel kılan her şey var. Gittiğimiz akşam çok soğuk olmasına rağmen çocukların uyku saatine kadar gezdik kat kat giyinip.

(ve hatta Canla benim yanımda uzun pantolon olmadığı için kendimize birer eşofman aldık, o kadar soğuktu :) )

Çocukları uyurken taşıyalım ve biz de yolun ilk kısmında biraz rahat edelim dedik ama yola çıktığımızı anlayan bıdıklar heyecanla açtılar gözlerini. sabah 5-7 arası tamamen uyanıklardı ve etrafı seyrettiler. Daha sonra dayanamayıp sızdılar.

Tam da kahvaltı saati yaklaşırken.

Minnoşların uykusu planladığımız mola yerini değiştirdi bize ama yine de yol üstü güzel bir yer bulabildik kahvaltı yapacak.

 

Ertesi sabah kahvaltı yapmadan düştük yollara peş peşe arabalarda. Yol üstü küçük güzel bir mola yeri bulduk. Bayramın ilk günü. Çoğu yer kapalıydı. Sıcak samimi bir yerde, tadına doyulmaz gözlemeler yedik. Öğlene otele vardık. Odalara eşyaları atıp kendimizi doğruca plaja vurduk. Soğuk- fırtınalı havadan sonra sıcacık Antalya güneşi iyi geldi. Gitmeden önce hasta olan iki minnoş sayesinde yanımızda Selenin antibiyotik iğnesi, nebülizatörü,

Dafnenin aerochamberi ile gidiyor olmamız yetmezmiş gibi, ben de hasta oldum ki

ateşliyken denize girme cesaretini gösterdiğime hala inanamıyorum.

İstasyon çay bahçesinde içimi ısıtan limonlu çayım :)

Güneşten korusun diye valize koyduğumuz, bizi rüzgardan koruyan Bufflarımız :)

Nostaljik olmaya çalışmayan, özünde eski bir restorant..

Burdurda 1 gece konakladığımız yerin çocuk parkı.

İlk gördüğümüzde Çernobilden kalmış gibi hissetsek de, kendi çocukluğumuzu hatırlatan güzel anlar paylaştık çocuklarımızla..

 

 

Başka zaman olsa çocuklar bu haldeyken kesinlikle yola çıkmazdım. Zaten ikisi hastalıkla mücadele ediyordu. Ben, onlardan mikrop kapmayayım diye savaşıyordum. Bu durumda tatile gitmek düşünebileceğim son şeydi.

Parasını önceden ödediğimiz için mi, yoksa günlerce tatile çıkacağız motivasyonuyla ayakta kaldığımız için mi bilinmez, vazgeçmedik gittik :)

 

Neyse ki de gitmişiz. Her türlü zorluğa rağmen çok keyifli bir tatil oldu. Yurt geneli sellerle uğraşırken dünyadan fişimizi çekip kafa dinledik biraz. Çocuklu hayata geçince tatilin anlamı dinlenme olmuyor artık ama bu tatilde fiziksel olmasa da zihinsel olarak çok dinlendik. Yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkürü borç bilirim.

Ve ilk defa tecrübe etmiş biri olarak, yakın bir aileyle birlikte tatile çıkmayı herkese tavsiye ederim :)

 

Yolculuğu parçalara bölüp azar azar da gitsek benimkiler offlayıp puffladılar.. Yanlarına aldıkları peluşlar da bana kaldı tabi yol boyu. Elimin ayağımın altı çok boşmuş gibi bir de onlar geldi kucağıma :D

Otel epey büyük ve yerleşimi dağınık olduğu için 2. gün pusetle dolaşmaya başladık havuz-deniz arası :)

Babaların çocuklardan çok eğlendiği doğrudur :)

3 kız birbirine çok iyi arkadaşlık ettiği için başkalarıyla kaynaşmaya gerek duymadılar pek :)

Dönüş yolu için son gün çok dolu olur deyip cumartesiden yola çıkanlar sayesinde pazar günü gerçekten rahat bir yolculuk yaptık :)

Yol üstü erzak alıp arabanın her santimetrekaresini doldurmasak olmazdı :)

Bayram Tatili

28.09.2015

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon