Anlat Bakalım

30.09.2014

Yazamadığım zamanlarda neler oldu? 

 

Dafne yeni sezon okula başladı. Artık Bahçeşehir Koleji Anaokulunun 4 yaş sınıfında. (kendisinin 4 yaşında olmasına da az kaldı zaten). Geçen sene gökkuşağı olan sınıfı, bu sene "sarı" olmuş. Oryantasyon dönemi ve okulun açıldığı ilk 4 gün ağlayarak girdi sınıfa. Hatta ağlamak değil de, okulu inletmek diyelim. Elleri saçlarımda, bacakları belime dolanmış şekilde bağırıyordu sabahları okulun kapısında. Ama karşısında geçen seneki annesi yoktu. Artık ne okulla ilgili şüphelerim vardı, ne de hamilelik döneminin verdiği yoğun hormonal baskı. Onun her ağlayışında kendini suçlu hisseden, acaba yanlış mı yapıyorum diye olayları sorgulayan bir anne yerine, çocuğunu kucağından ayırıp makul dozda açıklama yaptıktan sonra öğretmenin kucağına teslim edip çıkan bir anne vardı. Ağlayışının yedinci akşamında belki de tüm uzmanların söylediklerinin aksini yapıp ters psikoloji uyguladım. Sürekli motive edip pozitif yönlendirme yaptığım çocukta bir ilerleme olmazken, "tamam anladım canım, sen demek ki bu yaz büyüyememişsin, tamam bebek olursun o zaman sen de" deyince birden "hayır ben büyüğüm, ablayım, ağlamadan giderim işte" diye bir isyanla karşılaştım. Genç kızların doğasında var anne-babalara diklenmek :) Ve o günden beri hiç teklemeden gidiyor okuluna. (aman maşallah diyeyim de kendi kendime nazar değirmeyeyim :) ) 

 

Selen de 10 ayını tamamladı. Söyleyebildiği kelimeler epey arttı. Emeklemeden sonra tutunarak yürümeye-sıralamaya- başladı. Tutunacak bir şey bulamayınca tam gaz emekleyerek bizi takip etmesi o kadar komik ki :) 

Dafne'nin Selen'e olan şiddetli(!) sevgisi normalize olmaya başladı. Bu sürede iki ayrı danışmana defalarca gittik. Kardeş sahibi olmayla ilgili ayrı bir yazıda yapılması/yapılmaması gerekenleri uzun uzun yazacağım. 

 

Uzun, upuzuuuun tatil iki çocuğumuza da yaradı. İkisi de hem fiziksel hem zihinsel-davranışsal olarak çok geliştiler. Birbirleriyle olan paylaşımları arttı. Tabi biz epey yorulduk. Pek çok kişinin "aman ne gerek var, küçücük onlar ne anlayacaklar" sözlerine, "hadi Dafne neyse de Selen'i bari bıraksaydınız" akıl vermelerine rağmen gerek İtalya gerek Yunan Adaları turlarını bütün aile olarak tamamladık. Çok zorlandığımız anlar oldu. Can işte olduğu için bütün gün iki çocukla kaldığım İtalya günlerinde, ya da ortalama yaşlarda insanların bile yürümekte zorlandığı-yorulduğu Yunan adalarının dar sokaklarında çok mücadele verdik. Ama bir o kadar da eğlendik. Dafne bir yana, Selen'in gezdiği yerlerdeki coşkusu bile "iyi ki hep birlikte gelmişiz" dedirtti bize pek çok kez. Santorini gibi yamuk yumuk yolları olan yerlerde ikiz pusetimiz gitmezken, iki çocuğu kucağımıza alıp dolaşırken "Allahım burada ne işimiz var" dediğimiz anlar da oldu :) Fakat o yorgunluklar uçup gittiğinde yaşadığımız birbirinden güzel anılar kaldı geriye. Zaten ne ben ne de Can şezlonglu tatilleri sevemediğimiz için yayılmalı tatil planı yapamadık hiç. Şimdiden seneye nereleri gezsek diye düşünmeye başladık. Tunus ilk ihtimaller arasında şuan. Bu sene indirim dönemine yetiştiğimiz Torino'ya seneye bir şubat kaçamağı yapmayı da ben istiyorum içten içe :) Bakalım neler getirecek zaman.

Güncellemeler için

Tam 359 gün sonra işe döndüm. Bu dönüşün benim için zor olacağını biliyordum, neyi kolayından yapabildim ki. Ama bu kadarını ben bile tahmin edemezdim. Bakın neler denk geldi bu ana;

- Annemler Alanyaya tatile gittiler. (Kendi evleri olmasına rağmen senelerdir doğru düzgün gidememişlerdi çocuklar ya da hastalıklar yüzünden)

- İşe başlamadan 1 gün önce Can İtalya'ya gitti.

- İşe başladığım günün akşamı ev işleri için anlaştığımız yardımcı abla eşinin dırdırlarına dayanamayarak işi bıraktı. 

- Yine aynı akşam Dafnenin alerjik astım atağı tuttu.

- İki gün içinde Selen de aynı atağa tutuldu.

- Bundan 1 gün sonrasında benim de astımım nüksetti. 

Bir ara evde komedi-gerilim filmine benzer sahneler dönüyordu. Dafne salonun orta yerine kusarken, Selen gelip o gölün içinde oyun oynuyordu filan :) İkisine birden yetmeye çalıştığım ikinci günün akşamında artık anneme yalan söylemeyi bırakıp temizlikçi ablanın gittiğini ve kızların ikisinin de hasta olduğunu itiraf ettim. Annemlerin yazlıktaki her şeyi toplayarak yola çıkmaları birkaç saat sürmüş. Gece 3tü bize vardıklarında. Yol yorgunuyum demeden gece nöbetini devraldı ki ben de günler sonra 3 saat uyuyarak işe gidebilmiş oldum. Annelerin hakkı ödenmez!

İlk haftayı 45 saatin 30 saatinde işte varlık göstererek kapattıktan sonra ikinci haftaya bir torba ilaç ve nur topu gibi bir astım atağıyla çıktım ben de :) Ama buna da şükür. Allah başka hastalık vermesin.

 

Şimdi herkes toparlanma döneminde. Dafne, Selen ve ben hava çekiyoruz :) Can bizlerden hastalık kapmadan yaşamaya çalışıyor. Annem anneannem de dahil olmak üzere evde 7 kişiye yetişmeye çalışıyor. Çok şükür bu dönemde bir tek bakıcı ablamız hastalanmadı(aman haaa diyim :) ). Bir yandan da yeni yardımcı abla için görüşmeler devam ediyor. Umarım kısa sürede her şey yoluna girecek.

 

Evet, açıklama getireyim, iki çocuğa iki kadın bakıyor/bakacak evde :) Bana Dafne'nin tek olduğu dönemlerde bile niye ayrıca temizlikçi alıyorum, neden bakıcıma iş yaptırmıyorum diye soranlar tabi Selen doğduktan sonra da boş durmadılar. Bakıcımı karalama çalışmaları da yeterli olmadı. Çünkü ben bakıcı ablamızı bu şartlarda buldum ve fazlasıyla memnunum yaptıklarından. Benim için çocuklarımla güzel ilgilenmesi yeterli. Televizyonsuz çocuk büyütülen bir evde bakıcılık yapmak herkesin harcı değil. Bu tempoyu kaldırabilecek başka da biri olacağını sanmıyorum. Hal böyle olunca, ben de eve akşam 7de gideceğim için ev işleriyle ilgilenecek, Dafne'nin okul dönüşü bakıcıma destek olacak birine ihtiyacım vardı. Sağa-sola savuracak kadar çok param yok. Evdeki kadınların parasını ve Dafne'nin okul taksidini ödedikten sonra bana pek de bir şey kalmıyor zaten, tek maaş gibi yaşıyoruz. Ama iki evimiz, iki arabamız olsun, televizyonumuz bilmemkaç inch olsun derdinde değiliz ikimiz de. Yeter ki iki kızımın biz işteyken mutlu olsun. 

 

Bugün Eylül bitiyor. Ekimin ikinci yarısından sonrası hareketli günler. Evlilik yıldönümümüz, Dafne'nin doğumgünü, Arda'nın doğumgünü, Selen'in doğumgünü peşpeşe. Üç senedir Dafne'nin doğumgününü akrabalar arasında kutluyorduk. Ama bu sene arkadaşlarıyla kutlamak istediğini söyledi. Üstelik partisini Elsa'lı istiyor. Hazırlıklara başlamanın zamanı geldi yani :)

 

Şimdilik bu kadar benden. Yazmaya bir başlayınca çorap söküğü gibi gelir zaten devamı :)

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon