Bayramları tatil olarak gören ve bir yerlere kaçış için fırsat kollayan insanlardan değilim. Milli de olsa dini de olsa bayramın büyüklerle, sevdiklerimizle evimizde kutlanması gerektiğini düşünüyorum. Bayramın içeriğine göre de benim küçüklüğümden edindiğim alışkanlıkları kızlarımın da edinmesi için çaba gösteriyorum.

 

Bu arada 23 Nisanda tören yüzünden, 25 Nisanda da annemin doğum günü olduğu için hiç birleştirip tatile çıkmadık, çıkmayız da herhalde :)

 

Gerçi bu sene içinde bulunduğu proje yüzünden Can yıllık izin hiç kullanamayacak. Sadece bayram tatilleri kalacak elimizde işe gitmeyeceği. Bu yüzden bu sene istemeyerek mecburen bayramlarda tatile çıkıyor olacağız :(

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı da benim en sevdiğim, en önemli bulduğum bayramlardan biri. Bir kere çocuklar için. Benim gibi hayatı çocuklarının gözünden görmeye çalışan annelere tam bir fırsat. O gün çocukları şımartmak için, keyiften çatlatmak için en güzel gün :)

 

Sabah Dafne'nin okuldaki töreniyle başladı gün. Törenin saat 10da olması kimi için "Nasıl yetişeceğiz?" endişesi yaratan bir durumken, bizim evde "eyvaaah sabahın köründe kalkıp oynamaya başladık. şimdi nasıl ikna edip okula götüreceğim?" safhasına kaydı. Büyük bir parantez açmışım gibi olsun bu; okula gitmeye başladığı ilk günden beri koşarak uçarak giden bir çocuk olmadı Dafne. Sebebini bulmak için dönem dönem pek çok şeyden şüphelendik. Okulu gitmek istenmeyecek bir okul değil, sevinçle giden bir çok çocuk var. Ama görece kavramı önemli işte. Evinden daha çok seviyor değil okulu. Rehber öğretmenin, ya da çocuk gelişim uzmanının "evde çok keyifli zaman geçirmezse okula daha isteyerek gider" demesi bir sonuca ulaşmadı bizde. Çünkü ben çocuğum daha severek okula gitsin diye evde onu sıkacak, bezdirecek şeyler de yapamam ki :)

 

Neyse kapatayım parantezi. Hazırlanıp çıktık, yine ağlayarak bıraktık Dafneyi. Törende onu bekliyor olacağımızı söyleyip ayrıldık.

Okulda tören bittikten sonra öğle uykusu molası için ikiz yataklarındaki yerlerini aldılar :) Dedelerinin bilet aldığı çocuk tiyatrosuna yetişemedik maalesef ama akşam senfoni konserine götüreceğim için uykularını iyi almaları daha önemliydi. Bu arada onları uyutmaya çalışırken ikiz pusetimizle avmde dolaştığımız sırada yine ilginç dialoglara tanık olduk. 1 çocuk ve 5 yetişkin şeklinde dolaşan bir grup insanla birlikte bekliyorduk asansörü. Gruptan anneanne bize bakıp "kolay gelsin iki tane bir de" dedi. O sırada çocuğun annesi hemen fırladı "ayyy benimki iki taneye bedel" diye. "Yahu sen benim çocuklarımı tanıyor musun ki kendi çocuğunun benim iki çocuğuma bedel olduğunu söylüyorsun. Bebek arabasında ağzında emziğiyle öyle lök gibi oturuyor üstelik o sırada çocuğun. Sen çocuğunu benimkilerle kıyaslamak yerine, kendini benimle kıyaslasana biraz. Beşiniz bir çocuğa yetemeyecek durumdasınız belki!" diye patlayasım geldiyse de tebessüm etmekle yetindim :)

Güncellemeler için

Selen de koltuklardaki yerini alınca tüm aile hazırdık törene. Önce kendi hastalığı, sonra da sınıftaki arkadaşlarının hastalıkları sebebiyle uzun süre okula gidemese de Dafne, söylenen marşları da İngilizce şarkıyı da senelerdir bildiği için zorlanmadan katıldı koroya.

Bir 23 Nisan daha neşe dolu coşkuyla geçti. Umarım tüm Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramları içimizde Atatürk sevgisiyle, üstümüzde Cumhuriyet ışığıyla böyle coşkulu geçer..

Bu aralar uyku saatlerini avmye denk getirdiğimiz için ve onları uyutmak üzere pusetle turlarken epey gözlemleme şansım oluyor etraftaki çocuk-ebeveyn ilişkilerini. Belli bir kaç grup var. Anne tek başına mağaza gezerken babasıyla bekleyen ve bu sırada ya telefonla ya da Ipadla uğraşan çocuklar, annesinin peşinden mağaza mağaza gezen ve bu sırada ses tellerini sonuna kadar zorlayan çocuklar, avmlerin okul tanıtımı için kurulan standlarına tek başlarına bırakılmış resim yapan çocuklar ve de bütün aile kahve içmek üzere oturmuş gerçekten de sessiz sessiz kahve içen çocuklar. Bir yerlerde bir tuhaflık var ama emin olamıyorum. Bende mi acaba diye bile düşünüyorum bazen bu kadar çok örnekle karşılaşınca. Kızlar uyanıkken bir kahve dükkanında oturduğumuzu hatırlamıyorum 4,5 yıldır; İtalyada sokakta Dafne sıcak çikolata içsin diye oturduğumuz cafeyi saymazsak.

Neyse döneyim yine konuya. Kızların öğle uykusundan sonra her zamanki yemek- üst değiştirme ritüelleriyle çıktık yine evden. Perşembe akşamları Bursa Senfoni Orkestrasının daimi dinleyicilerindendim bir zamanlar. İkinci çocukla birlikte beklemeye alınmış ama asla rafa kalkmamış konulardan biri olmuştu. Bir fırsat bekliyordum onların da sıkılmayacağı bir içerik olsa da birlikte gitsek diye. Derken 23 Nisan programı tam denk geldi. Kuzeni Arda ve sınıf arkadaşlarını da ayarlayınca konser ve akşam yemeği ile biten çok güzel bir organizasyon oldu.

Konser içerik olarak çok başarılıydı. Bale topluluğu ile birlikte 3 tiyatrocunun eşliğinde sunuldu. Eser seçimleri bazen çocuklar için yavaş gelse de ilgilerini hiç kaybetmediler. Finalde tepemizden balonların bırakılmasıyla bütün çocuklar çığlık çığlığa bağırdı. Sanki hayatlarında hiç balon görmüyorlar gibi çılgınca sağa sola koşturdurlar. Salondan çıkarken yaklaşık 10 tane balon vardı elimizde :)

23 Nisan

24.04.2015

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon