Ülkem İçin Nedir?

 

“Ülkem İçin” Projesi, Koç Topluluğu şirketleri, çalışanları, bayileri ve tedarikçileri arasında sosyal sorumluluk olgusunu yaygınlaştırarak, toplumsal sorunlara karşı daha katılımcı bir tutum geliştirmeyi ve yerel gelişimi destekleyerek yaşam standardını yükseltecek projelerin hayata geçirilmesini amaçlayan bir çatı projedir.

Güncellemeler için

Koç Holding’in 80. yılında hayata geçen “Ülkem İçin” Projesi, 2006 yılından bu yana sosyal sorumluluk alanında önemli başarılara imza atıyor. 

Çalışan ve bayi sayısıyla çok büyük bir aile olan Koç Topluluğu, hem bireysel hem de kurumsal olarak bilinçli bir duyarlılığın geliştirilmesi, aynı zamanda ülkemiz sorunlarına kayıtsız kalmayarak çözümün bir parçası olmaya gayret ediyor.

Projenin Amacı

 

- Sosyal sorumluluk anlayışının çalışanları ve bayileri aracılığıyla tabana yayılmasını sağlamak,

- Koç Topluluğu çalışanları ve bayileri arasında bireysel olarak toplum sorunlarına karşı daha katılımcı bir tutum geliştirmelerini sağlamak,

- Koç Topluluğu şirketleri, bayileri ve çalışanları olarak sahiplenici katılımla yerel gelişimi destekleyici çalışmalar geliştirmek.

 

“Ülkem İçin” Projesi, sorumlu vatandaşlık bilinci doğrultusunda bireysel girişimciliğin tüm Türkiye genelinde kurumsal bir şemsiye altında gerçekleştirilmesi fikrine dayanıyor.

Basına yansıyan bazı başlıklar..

Fabrikanın pek çok yerinde karşılaştığımız afiş..

Eğitim 2 saat süren, bence çok faydalı ve gerekli olan, fakat süresini az bulduğum bir eğitimdi. Bu konudaki hassasiyetim yüksek olmasına rağmen kendime çıkartacak çok şeyler buldum. Hem ilgisini çekenlere ışık tutması için, hem de unuttuğum zamanlarda geri dönüp bakmak için bana kalanları buraya not düşeceğim şimdi.

 

Öncelikle daha "Toplumsal Cinsiyet"in ne olduğunu bilmiyoruz. Kaldı ki toplumsal cinsiyet eşitliğinden nasıl bahsedelim!

 

Biyolojik cinsiyet; doğuştan gelen, biyolojik ve fiziksel olarak her kadın ve erkek için aynı olan özelliklerdir.

Toplumsal cinsiyet ise; kadınlara ve erkeklere toplumsal olarak yüklenen roller ve sorumluluklardır.

 

Biyolojik cinsiyetten farklı olarak toplumsal cinsiyet toplumdan topluma, kültürden kültüre değişiklik gösterir.

Az farkla doğuyor çok farkla büyüyoruz..

Hamile olduğunu öğrendiğimiz kadına sağlıklı olup olmadığını sormadan önce bebeğin cinsiyetini soruyoruz. Erkekse tebrik ediyor, kızsa teselli ediyoruz anne adayını! Daha bebek doğmadan giysilerini pembe ya da mavi ile ayrıştırıyoruz. Seçtiğimiz oyuncaklar da ona göre değişiyor. Erken çocukluk, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik derken hep toplumun kalıplarına göre yaşıyoruz.

 

Peki bunları kırmak için neler yapılabilir;

 

Erken Çocukluk (0-6yaş): 

- Tüm çocukların her türlü oyuncakla oynayabilmesine izin vermeliyiz. Kızlara bebek,

erkeklere araba alma kalıbından sıyrılmalıyız.

- Cinsiyetçi rolleri pekiştiren unsurlara dikkat etmeliyiz. İzledikleri çizgi filmlerden dinledikleri şarkılara kadar.

- Çocukların davranışlarını takdir ederken cinsiyetçi sıfatlar kullanmamalıyız. Mesela Aslan oğlum, narin kızım gibi sözler..

- Farklı renkler ve etkinlikler seçmelerine fırsat vermeliyiz. Kızlar duvara tırmanmaz, erkekler evcilik oynamaz gibi..

 

Çocukluk (7-11 yaş):

- Cinsiyete göre değil, yaşa uygun sorumluluklar vermeliyiz. Yemek bittiğinde annenin kız çocukla birlikte sofrayı toplaması ve babanın erkek çocukla televizyon karşısına geçmesi çok yaygın bir davranıştır. Yapılması gereken ailedeki herkesin sofrayı toplamaya katılması ve sonraki aktiviteye birlikte geçmesidir.

- Her iki cinsten arkadaşlarının olmasını desteklemeliyiz. 

- Şiddet içeren ya da cinsiyetçi oyuncaklar yerine beceri geliştirenleri tercih etmeliyiz. Bu seçimde bile dikkatli olmalıyız. Mesela yap-boz alacaksak, kızlara Barbieli, erkeklere arabalı almak bile yanlış yönlendirmedir.

- Yetişkin olarak iletişim ve ev içi iş bölümünde örnek olmalıyız. Babanın yemekten sonra sofrayı bırakıp gittiği bir evde, erkek çocuğa istediğiniz kadar iş bölümünü anlatmaya çalışın. O an belki zorla yapacaktır ama bunu ileriye yönelik bir alışkanlığa çeviremeyecektir.

 

Ergenlik (12-18 yaş):

- Ergenlerin karşı cinsle, cinsellikle ilgili merakları olacağını unutmayalım. Bize sormuyor olmaları merak etmedikleri anlamına gelmez.

- Kız ve oğlanların arkadaş, dost olabileceklerini vurgulayalım. 

- Meslekleri, bölümleri kadın erkek olarak ayırmayalım. Mühendislik deyince erkekler, öğretmenlik deyince kızlardan oluşan yönlendirmeden sıyrılalım mesela.

- Ergenlerle konuşalım, cinsiyet ayrımcılığı yapmamalarını teşvik edelim.

 

Yetişkinlik (+19 yaş):

- Anne ve baba olarak çocuk bakımında eşit ve birlikte tutum geliştirelim. Bu günümüz Türkiyesinde çok uzak gözüküyor biliyorum. Fakat biz inanıp adım atmadıkça, gerçekleştiremeyiz.

- Cinsiyet eşitliğini ve faydalarını mahalleye, iş yerine ve akrabalara anlatalım. 

- Cinsellikle ilgili doğru ve gerçek bilgilere ulaşalım. Çocuklarımızı bu konuda biz eğitelim.

- Ailedeki bakım ve destek görevlerini paylaşalım.

 

 

Ben kendi adıma çok dersler çıkardım hayatıma katabileceğim. Ama hala eğitime girmeden önceki gibi düşündüğüm bir konu var. Bu eşitliği yaratabilmek için asıl erkeklere çok iş düşüyor. Biz istediğimiz kadar kendimizi anlatmaya, istek ve ihtiyaçlarımızı bildirmeye çalışalım, anlattıklarımız karşımızdakinin anladığı kadar..

 

Toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan insanlarla dolu bir dünya dileğimle..

 

 

 

(Bu yazı aynı zamanda www.anneleranlatiyor.com sitesinde paylaşılmıştır)

Ülkem İçin!

Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum

11.10.2015

designed by

BurcuBilir

  • Black Facebook Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Instagram Icon